T24 Fuat Avni Tweetleri Davası

Arka Plan Bilgisi

T24 internet gazetesi, Mart 2014 – Nisan 2016 tarihleri arasında, Fuat Avni mahlasını kullanan bir Twitter hesabına ait bazı tweetleri haberleştirdi. Bu hesap, o tarihlerde gündemde olan çeşitli soruşturma süreçleri ve hükümet mensupları hakkında çeşitli iddiaları içeren tweetler paylaşıyordu.

Fuat Avni isimli Twitter hesabından paylaşılan tweetler, T24 dışında başka pek çok yerel ve ulusal basın kuruluşu tarafından da haberleştirildi.

Soruşturma ve Dava Süreci

Ağustos 2019’da T24 ve başka haber kuruluşlarına gizlilik kararı bulunan bir soruşturma açıldığı bilgisi basında yer aldı.  Suçlama “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” idi. 

Düzenlenen iddianame 7 Ekim 2019’da tamamlanandı.

İddianame

Fuat Avni Twitter hesabından 10 Şubat 2014 – 20 Temmuz 2016 tarihleri arasında paylaşılan 28 tweetin alıntılandığı 14 sayfalık iddianamede, “@fuatavni”, “fuatavnifuat” ve “fuatavni_f” kullanıcı adlarını kullanan hesap  şu ifadelerle tarif edildi:

“Örgütün basın yayın ve dedikodu yöntemiyle yaptığı algı ile aynı konuların eş veya yakın zamanlı bu hesapta da işlendiği özellikle dikkate değer bulunmuştur.”

Hesaptan paylaşılan tweetlerin kamuoyu üzerindeki etkisine “halk nezdinde bu hesaptaki paylaşımlar örgütün söylemleri olarak düşünülmeye başlamış ve neticede toplum örgütün hedefleri doğrultusunda topyekün algıya maruz bırakılmıştır.” ifadeleriyle dikkat çekildi.

İddianamedeki tek şüpheli, T24’ün kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın.

İddianamede; Doğan Akın’ın iki gazeteci ile sosyal medya üzerinden yaptığı toplam dokuz mesajlık iki yazışma, bunların yayımlandığı Memurlar.net isimli siteye ait bir web sitesi linki, T24’te 9 Mart 2014 ile 4 Mart 2016 tarihleri arasında yayımlanan haber içeriklerinde bulunan, “yaklaşık 106 (yüzaltı) adet yukarıdakilere benzer paylaşım” ifadesiyle tanımlanan bazı tweetler, suçun maddi unsurları olarak yer aldı.

Suçun manevi unsurları için ise, “toplanan deliller uyarınca kast unsurunun takdiri mahkemesine ait olmak üzere şüphelinin ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek’ suçundan yargılanması gerektiği kanaatine varılmıştır” ifadelerine yer verildi.

İddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 28 Ekim 2019’da kabul edildi.

 

1. Duruşma

T24 internet gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Doğan Akın’ın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davanın ilk duruşması 19 Şubat 2020’de görüldü.

İzleyiciler

Duruşmayı DİSK Basın İş Genel Başkanı, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, bir muhalefet partisi milletvekili, Bağımsız Gazetecilik Platformu P24, Medya ve Hukuk Derneği ve Amerika'nın Sesi izledi.

Duruşma saat 10:30’da başladı.

Yargılanan Doğan Akın duruşmada hazır bulundu.

Doğan Akın’ın savunması

Doğan Akın, savunmasına iddianamede de örgütle herhangi ilişkisinin bulunmadığına ilişkin MASAK raporuna dikkat çekildiğini hatırlatarak başladı.  32 yıldır gazetecilikle meşgul olduğunu, 1 Eylül 2009’da T24’ü kurduğunu vurguladı. 

FETÖ/PDY’ye yardım suçlamaları karşısında, T24’ün kurulduğu günden itibaren habercilik kaygısıyla hareket ettiğini, bu doğrultuda,  örgüte yönelik eleştirileri içeren başka pek çok konunun da T24 tarafından haberleştirildiğinin altını çizdi. Gülen cemaatinin devlet içindeki kadrolaşma faaliyetlerine ilişkin bazı tartışmaların 2010’dan itibaren T24 tarafından gündeme getirildiğini söyledi. Buna örnek olarak; eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ramazan Akyürek hakkındaki “telekulak” iddialarının ilk kez T24 tarafından haberleştirildiğini, daha sonra Akyürek’in dönemin başbakanı Erdoğan’ın telefonlarını dinlediği gerekçesiyle görevden alındığını ifade etti.

“İşte Türkiye’yi ayağa kaldıran cemaat dosyası” başlığı altında, tutuklanan eski Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner tarafından hazırlanan “6000 sayfalık bir cemaat dosyasının” da T24 tarafından haberleştirildiğini vurguladı:

“Tarihe dikkatinizi çekmek istiyorum; Gülen cemaati mensuplarının yargıdaki bu kürsüleri işgal etmeye çalıştığı ve bu girişiminde önemli bir başarı elde ettiği, medyanın sindirildiği/korkulduğu bir dönem. T24, bütün baskılara, korkutma ve sindirme girişimlerine aldırmayarak 6 bin sayfalık Cihaner dosyasını yayımlayan ilk haber mecrasıdır. Cihaner'i makam odasında gözaltına alan özel yetkili savcı Osman Şanal, bugün FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklu.”

Bugün “FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklu” olduğunu söylediği eski savcı Ferhat Sarıkaya tarafından Van 100. Yıl Üniversitesi yöneticilerine 2005 yılında açılan soruşturma kapsamında Ekim 2005’te  Van 100. Yıl Üniversitesi rektörü “Fethullah Gülen cemaatinin ilk büyük operasyonu olarak tarihe geçtiğini” ifade ettiği sürece ilişkin de T24’te yayımlanan yazısını hatırlattı:

 
Dönemin özel yetkili savcısı Ferhat Sarıkaya'nın "tıbbi alımlarda organize yolsuzluk, çıkar amaçlı çete" iddiasıyla başlattığı soruşturmada dönemin 100. Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Yücel Aşkın ve 100. Yıl Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı gözaltına alınarak tutuklandı. Arpalı, yolsuzluk suçlamasını onuruna yediremeyerek tutukluluğunun yaklaşık dördüncü ayında cezaevinde intihar etti. Sarıkaya'nın operasyonundaki bütün hukuki sakatlıkları bu yazımda ve daha sonra defalarca yazdım. Defalarca tekrarlanan bu yazılardan yıllarca sonra, Temmuz 2016'da "Gülen cemaatinden talimat ve para aldığını" itiraf eden Sarıkaya bugün FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklu.

Doğan Akın T24’ün yayın politikasını örnekleyen başka haber örneklerinden bahsetti.

Doğan Akın, Fuat Avni hesabının tweetlerinin haberleştirilmesindeki 3 sebebi açıkladı.

Birincisi; bu tweetler siyasetin, siyasi partilerin, TBMM Genel Kurulu kürsüsüne kadar parlamentonun, sosyal medyanın; kısacası bütün kamuoyunun gündemindeydi. Herhangi bir hukuk devletinde bu kadar gündemde olan bir hadiseye gazetecilik kayıtsız kalamaz.

İkincisi; konu ana akım medyanın da gündemindeydi. Ana akım medya içinde rekabet eden T24'ün de tartışmalara neden olan ve bütün medyada gündemde olan bu konuya kayıtsız kalamayacağı açıktır. Hürriyet'ten Milliyet'e, CNN Türk'ten Mynet'e, ki Türkiye’nin en büyük dijital platformlarından biridir, açın, Fuat Avni araması yaptığınızda yüzlerce tweetin haberleştirildiğini göreceksiniz. Yanlış anlaşılmasın; burada o yayınlara neden dava açılmadığı gibi bir soru dile getirmiyorum. Doğru olan o onlara da dava açılmaması, yanlış olan T24'ün ve benim dava edilmem.

Üçüncüsü; T24 iki yıl içinde 108 Fuat Avni tweetini haberleştirirken Fuat Avni hesabını sorgulayan açıklama, görüş ve haberlere yer vermiş mi? Evet. Üstelik bunu üç boyutta yaptı. İlk adımda Fuat Avni hesabını sorgulayan bütün açıklamalara -başta Başbakan ve hükümet üyeleri Bekir Bozdağ, Efkan Ala’nın ve siyasi partilerinkiler olmak üzere- T24'te yer verildi. İkinci boyutta adli makamların, soruşturma makamlarının girişimleri yer alıyor. T24, Fuat Avni hesabına ilişkin adli makamların bütün girişimlerini, suçlamalarını haberleştirdi. Üçüncü boyutta ise, T24 bunlarla yetinmeyerek gazetelerdeki, Fuat Avni'yi hedef alan çok sayıda yazıyı, açıklamayı ve haberleri alıntılayarak yayımladı.”

Ayrıca, “bu hesabın arkasında kimler olabilir konusunda” basında yer alan iddiaların tamamının da haberleştirildiğini ifade etti.

Mahkeme heyeti başkanının “Haberleri yayımladığınızda şahsi yorum ekliyor muydunuz?” sorusuna “Hayır.” cevabını verdi.

Bir konunun haber yapılmış olmasından “meşrulaştırma sonucunun çıkarılamayacağını” vurguladı:

Gazetecilikte sadece katıldığınız görüşlerin yayınını yapmazsınız. Biz örneğin terör saldırılarını da, cinsel saldırıları da yayımlıyoruz, ancak bu yayınlar o saldırıları meşrulaştırmaya çalıştığımız anlamında yorumlanamaz. Örneğin; "bekârlardan vergi alınsın" diyen bir yazarın görüşünü haber yapıyoruz, ancak bu haberi yapmakla bu görüşe katılmış olmuyoruz. Kamuoyunun haber alma, gazeteciliğin haber verme görevi yolundaki yayınları "meşrulaştırma" iddiasıyla değerlendirmek, gazeteciliği icra edilemez hale getirir.”

Doğan Akın T24’teki yazılarını, kurumun yayınları ve gazetecilik anlayışını özetledikten sonra sordu:

“Karşıma tek soru çıkıyor. Benim ve T24'ün, darbe girişimine kalkışan bir örgüte destek için nasıl bir nedenimiz olabilir? Ben bu sorunun yanıtını iddianamede göremiyorum. Tam aksine, iddianamede; MASAK raporuna dayanarak benim ve T24'ün örgütle hiçbir mali ilişkisinin bulunmadığı, emniyet raporuna dayanılarak örgütle hiçbir bağımızın görülmediği belirtiliyor. İddianamenin sonuç ve istem bölümünde ise "örgütle hiçbir hiyerarşik bağımızın tespit edilemediği, aksine örgüt aleyhine çok sayıda yazı ve haber yayımladığımız" belirtiliyor ve "kasıt unsurunun mahkemenizce takdir edilmesi talep edilerek yargılanmam isteniyor.”

 

Mahkeme heyeti başkanı, Doğan Akın’a “Zaman grubu yöneticileri Abdülhamid Bilici ve Bülent Keneş'in Twitter'dan kendisine gönderdikleri mesajların nedenini” sordu. Akın, bu isimlerle özel bir ilişkisi olmadığını, bu kişilerle sosyal medya üzerinden iletişim kuruyor olmasının aralarındaki mesafeyi gösterdiğini vurguladı. Ayrıca bu görüşmeler gerçekleştiği sıralarda bu kişilerin çalıştığı yer hakkında herhangi yargı kararının kurulmamış olduğunu ifade etti.

Avukat Taylan Tanay’ın Savunması

Tanay, savunma adına beyanlarını içeren dilekçesini mahkeme heyetine sunduktan sonra, buna iki ek yapacaklarını beyan etti. Bahsi geçen 108 tweet incelendiğinde “bir yönlendirme amacı güdülmediğinin açık” olduğunu vurguladı. Doğan Akın’ın bahsi geçen 2 kişiyle yazışmasını kayıtlarına ilişkin “yakın ilişkileri olsaydı, medeni insanlar gibi cep telefonu üzerinden veya yüz yüze olurdu” dedi. İddianamede bir şüphe değil, kanaatten bahsedildiğini ileri sürdü. Müvekkilinin ve T24’ün ilgili olayları basın özgürlüğü açısından değerlendirip haberleştirdiğini, o tarihte konuya ilişkin bir yargı kararı bulunmadığını vurguladı.

 

İddianamede “yargılama yapılmasının talep edilip,” cezalandırma istenmemesini dikkat çekici bulduğunu söyledi.

Yargılanma konusuna ilişkin, lehteki muhtelif Yargıtay kararlarından bahsetti. Yargıtay’ın “gazetecilik suçunun sübutu hakkındaki ilke kararında” suç tarihinde söz konusu örgütün “yasadışı silahlı örgüt olarak bilinmesi gerektiği” yönünde bir içtihadı bulunduğunu, FETÖ/PDY’nin 2017’de Yargıtay tarafından suç örgütü kabul edildiğinden hareketle, haberlerin tarihleri gereği müvekkilinin beraat ettirilmesi gerektiğini söyledi.

Ayrıca, T24’te 98 bin içerik üretildiğini, 108 tweet üzerinden T24 hakkında bir karara varılamayacağını ifade etti.

Avukat Aslı Kazan’ın Savunması

Kazan dosyada İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yazılan raporda “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”a atıf yapıldığını söyledi. Kanunun 4. maddesine göre, “içerik sağlayıcısının başkasına ait içeriklerden değil, içeriğin sunuluş biçiminden sorumlu olduğunu” vurguladı. Bu sorumluluğun ancak “bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise" ortaya çıkabileceğini söyledi.

Tweetleri “internet gazeteciliği yapan T24’ün görmemesinin düşünülemeyeceğini”, bu tweetlerin T24 tarafından herhangi yönlendirme amacı taşımadan haberleştirildiğinin altını çizdi.

O dönem T24 tarafından haberleştirilen soruşturmalar hakkında şöyle konuştu:

“Van 100. Yıl Üniversitesi soruşturması ve İlhan Cihaner dosyasını haber yapacak kimse bulamıyorduk.”

Ara Karar

Mahkeme heyeti dosyanın esas hakkında mütalaa hazırlayabilmesi için iddia makamına tevdi edilmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma 17 Nisan 2020’de görülecek.