1. Duruşma

18 ODTÜ öğrencisi ve 1 araştırma görevlisinin “Kanuna Aykırı Toplantı ve Yürüyüşlere Silahsız Katılarak İhtara Rağmen Kendiliğinden Dağılmama” suçlamasıyla tutuksuz yargılandığı davanın ilk duruşması 12 Kasım’da görüldü.

Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi salonunun 11 sandalyelik toplam kapasitesinin sadece sanıkların oturması için bile yeterli olmaması nedeniyle, duruşma Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonuna alındı. Yeni salondaki 5 kişilik sanık mahalinin savunmalarını yapmak üzere hazır bulunan 19 öğrenciye yetmemesi nedeniyle, izleyicilere ait 14 sandalye de sanıklara ayrıldı. Sanıklarla izleyiciler oldukça sıkışık bir vaziyette sandalyelerine oturdular. Hâkimin müsaadesiyle salonda yer bulamayan izleyiciler duruşmayı ayakta izledi.  Öğrenciler, 5 saat 40 dakika süren duruşmayı zaman zaman salonun zeminine oturarak seyrettiler.

Mahkeme koridorunda 30 kadar tam teçhizatlı çevik kuvvet polisinin beklediği görüldü.

 

Katılımcılar

Yaklaşık 50 kişilik izleyici kitlesi; Antalya BİZ Derneği, Ankara Barosu LGBTİQ+ Hakları Merkezi’nden üç avukat, çeşitli kurumlardan gazeteciler, Gökkuşağı Aileleri Grubu’nun da aralarında bulunduğu sivil toplum kuruluşları temsilcileri, öğrenciler ve diplomatik misyon gözlemcilerinden oluşuyor. Danimarka, İngiltere, İsveç, İspanya ve Avrupa Birliği duruşmaya gözlemci göndermiş.

Avukatların Ön Talepleri

Avukatlar, esasa dair savunmaya geçilmeden önce aşağıdaki saiklerle iddianamenin iadesini; bu mümkün olmuyorsa derhal beraatlerini talep etti:

  • İddianamedeki delillerle sanıkların tek tek ilişkilendirilmemiş olması
  • Bir temel hak ve hürriyet olan barışçıl şekilde toplanma hakkının kullanılmış olmasının kendisinin yargılamaya konu olmuş olması
  • Yargılamaya mesnet teşkil eden noktalardan biri olan, Onur Yürüyüşü’nün yasaklanmış olduğu iddiasına dair dosyada herhangi bilgi veya belge bulunmaması

Hakim, davanın halihazırda açılmış olması nedeniyle iade ve beraat taleplerini reddetti. Sanık öğrencilerin savunmalarına geçildi.

Sanık Öğrencilerin Savunmaları

Mikrofondaki teknik aksaklığın giderilmesinin ardından, öğrenciler savunmalarına başladılar.

On dokuz sanığın savunmasının tamamında öne çıkan tema, polisin uyguladığı keyfi orantısız güç iddiaları oldu.

Kürsüye gelen öğrenciler, ODTÜ’deki Onur Yürüyüşü geleneğinin tarihsel arka planını ve valiliğin Kasım 2017’de yasaklama kararından itibaren gelişen hukuki süreci anlattılar. Yargılamaya konu olan etkinliğin bugüne kadar düzenlenen dokuzuncu yürüyüş olduğunu, Ankara Valiliği’nin yasaklama kararının haklı bir karar olmadığını, ikinci yasak kararınınsa zaten bir yasak olmadığını; bir iç yazışmadan ibaret olduğunu söylediler.  Yürüyüşün yasaklanmamış olduğuna dair hukuki nedenleri anlattıktan sonra 10 Mayıs günü yaşananları, onur yürüyüşünü niçin organize ettiklerini ve yürüyüşün ne ifade ettiğini anlattılar.

Sanık ODTÜ’lülerin hepsi duruşmada savunma yaptı. Savunmalarında polis müdahalesinin gerçekleştiği 10 Mayıs’ta neler yaşandığını anlattılar. Bazıları orada tesadüfen bulundukları için, bazıları da anayasal bir hak olan toplanma özgürlüğünü kullandıkları için gözaltına alındıklarını ifade ettiler.

Öğrencilerin polislerin Onur Yürüyüşü’ne müdahalesi hakkındaki eziyet ve kötü muamele iddiaları kayıtlara geçti.

Öğrencilerin savunmaları sırasında avukatlar da açıklık getirmek istedikleri noktalara dair onlara sorular sordular.

Avukatların Savunmaları

Avukatlar; Onur Yürüyüşü’nün yasak olup olmadığı hakkındaki yargı kararının Ankara 7. İdare Mahkemesine sorulmasını ve olay anlarına ait ham görüntül kayıtlarının kolluk tarafından mahkeme heyetine sunulmasını talep ettiler. Talepler kabul edildi.

Savunma makamı adına ilk söz alan İzmir Barosu LGBTİ+ Hakları Komisyonu üyesi Mahmut Şeren, polisin hem Onur Yürüyüşü gününde hem de duruşma günü aynı “3dk içinde dağılın” uyarısını yaparak aynı gerekçelerle barışçıl toplanma özgürlüğüne müdahale ettiğine dikkat çekti. Saatlerdir süren savunmalarda polisler hakkında farklı işkence iddialarının kayıtlara geçtiğini belirterek Şeren cezasızlık vurgusu yaptı:

 “İnsanların eşcinsel ve trans oldukları için şiddet gördükleri bir ülkede LGBTİ+'ların hak savunuculuğu çok kıymetlidir ve devlet tarafından korunmalıdır.”

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın barışçıl toplanma hakkını garanti altına aldığını belirttikten sonra ekledi:

“Eğer yetkililer illa ki bu yürüyüşü istemiyorlarsa, yapabilecekleri tek şey o yürüyüşe katılmamaktır.”

 

Şeren’den sonra söz alan Ankara Barosu LGBTİQ+ Hakları Merkezi Başkanı Av. Doç. Dr. Öykü Didem Aydın, öncelikle bir yasaklama kararının varlığının tespiti için valiliğe yazı yazılmasını mahkemeden talep etti.

ODTÜ rektörünün Ankara Barosu’nun görevlendirdiği bir avukat olarak kendisinin kampüse alınmaması talimatı verdiğini ve bu nedenle Prof. Dr. Verşan Kök hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirtti. Kolluk kuvvetlerinin sert müdahalesi için “sürek avı” benzetmesini yaptı.

Aydın’ın geniş bir çerçeveden hukuki ve kavramsal bir tartışma yürüterek gerçekleştirdiği savunmasının sonunda beraat talep etmesinin ardından, diğer avukatlar da beraat ile birlikte kolluk kuvvetleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ettiler.

Karar

Mahkeme, (1) yargılamaya mesnet teşkil eden yasaklama kararının durumunun öğrenilmesi için idare mahkemesine 2019/893 esas sayılı dosyanın sorulmasına, (2) Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün ilgili birimlerinden “ODTÜ'de 10/05/2019 tarihinde gerçekleşen fiillere ilişkin görüntülerin tamamının” istenmesine, (3) bu görüntüler edinildikten sonra “tarafsız bilirkişi heyeti tarafından inceleme yaptırılması talebinin değerlendirilmesine” karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması 12/03/2020, saat 09:00’da görülecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Davanın 2. Duruşması 12 Mart 2020, saat 09:00’a ertelendi.