Lütfillah Tacik Davası

Arkaplan Bilgisi

01.01.1997 Faryab/Afganistan doğumlu Lütfillah Tacik 16.05.2014 tarihinde Türkiye’ye Iğdır ili Aralık ilçesinden yasadışı yollardan giriş yaptıktan bir süre sonra yanındaki 20 kişi ile birlikte jandarma tarafından yakalandı. Yakalananlar arasında Lütfillah’ın kuzeni Seyidat Tacik de vardı.

Jandarma ifadeleri aldıktan sonra, onları Iğdır Yabancılar Şube Müdürlüğü’ne teslim etti ve haklarında 17.05.2014 tarihinde idari gözetim kararı verildi. Daha sonra İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü (GİGEM) bir yazı ile aralarında Lütfillah’ın da olduğu Iğdır Yabancılar Şubesinde tutulan 35 kişinin Van Geri Gönderme Merkezi'ne gönderilmesine karar verildi ve bu 35 kişi 23.05.2014 tarihinde Van’a getirildi. Bu süre içinde alınan darp-cebir raporlarında Lütfillah’ ta herhangi bir darp cebir izine rastlanmadığına dair 2 adet sağlık raporu mevcuttu.

26.05.2014 tarihinde Lütfillah Tacik, Geri Gönderme Merkezinde tutulan diğer 6 çocukla birlikte, sınırdışı işlemleri sonuçlanıncaya kadar, Van Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bağlı Çocuk ve Gençlik Merkezi – ÇOGEM’e teslim edildi.

27.05.2014 tarihinde ÇOGEM’de bulunan 7 çocuk, bulaşıcı hastalık ve yaş tespitlerinin yapılması amacıyla Geri Gönderme Merkezi’ne yeniden getirildi. Aynı gün, saat 9 sularında, polis memurlarından biri Lütfillah’ı yanına çağırarak, kendisi ve yaşı hakkında yalan beyanda bulunduğu gerekçesiyle yumruk attı.  Lütfillah, oturduğu yere geri döndüğünde yanındaki diğer çocuklara neler olduğunu anlattı ve ardından fenalaştı.

Lütfillah,  olayın üzerinden 2 saat geçmesinin ardından, saat 11:00 sularında hastaneye getirildi ve yoğun bakımda 3 gün kaldıktan sonra, 31.05.2014 tarihinde, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

Lütfillah Tacik'in ölümü ile ilgili soruşturma 6 Haziran 2015 tarihinde tamamlandı ve Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nca bir iddianame hazırlandı

Olayın üzerinden 395 gün geçtikten sonra, 30 Haziran 2015 tarihinde iddianame kabul edildi ve dava başlatıldı.

Van Cumhuriyet Başsavcılığı hazırladığı iddianamede olayda sorumluluğu tespit edilen polis memuru Serdar Oran ile ilgili Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten yaralama” suçunu düzenleyen 86/2 ve “Neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış yaralama” suçunu düzenleyen 87/4 maddeleri gereği cezalandırılmasını talep etti.

İddianamede polis memuru Hasan Özgür Özdemir ile ilgili de Türk Ceza Kanunu'nun “Görevi kötüye kullanma” suçunu düzenleyen 257/1 maddesi gereği cezalandırılması talep edildi.

1. Duruşma

Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iddianamenin kabul edilmesinden sonra ilk duruşma 19 Kasım 2015’te görüldü.

Duruşmaya iki sanık polisten H.Ö.Ö. katılırken, diğer sanık polis S.O.’nun katılımı, adresiyle ilgili araştırma nedeniyle gerçekleşmedi. S.O., Mahkeme’ye gönderdiği dilekçe ile savunmasının SEGBİS yoluyla alınmasını talep etti.  Bu talep müşteki vekili olarak davaya katılma talebinde bulunan avukat tarafından sanığın bizzat Mahkemede hazır edilmesini istedikleri yönündeki itirazla karşılandı.

Aynı şekilde sanık S.O.’nun Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından açığa alınmasına karar verilmesine ve S.O.’nun Van Bölge İdare Mahkemesi’nde açmış olduğu bu kararın iptali davasının reddedilmesine rağmen görevine devam ediyor olması müşteki vekili tarafından açıkça vurgulandı.

Müşteki vekili olarak davaya katılma talebinde bulunan avukat, Lütfillah Tacik’in babasının Afganistan’ın Türk konsolosluklarına uzak bir bölgesinde oturduğunu ve bu nedenle vekaletname çıkarılmasına güçlük bulunduğunu belirtti. Katılma talebi vekalet sunulamadığı gerekçesiyle reddedildi.

Yine aynı duruşmada Mülteciler Dayanışma Derneği vekili, Kaos GL Derneği vekili, TİHV vekili, Gündem Çocuk Derneği aracılığıyla sunulan katılma talepleri de reddedildi.

Mahkeme ara kararında, sanık polis S.O.’nun savunmasının SEGBİS ile alınmasına karar verdi.

Duruşma 19 Ocak 2016 gününe ertelendi.

2. Duruşma

İkinci duruşma 19 Ocak 2016 günü görüldü.

Sanıklar H.Ö.Ö. ve S.O.,  SEGBİS üzerinden katıldıkları duruşmada hazır bulundu.

Davaya müşteki vekili olarak katılma talebinde bulunan ancak talebi reddedilen avukat, kendilerine müşteki vekili olarak çağrı kağıdı tebliğ edildiğini, yine müştekinin Afganistan’da bir dağ köyünde yaşaması sebebiyle vekaletin alınmasında güçlük olduğu ve AİHM içtihadıyla da ortaya konduğu üzere mağdurun yokluğunda davanın yürütülmesinin usule aykırı olduğunu belirterek talebini yineledi.

Sanık S.O. SEGBİS aracılığıya alınan savunmasında;  olay tarihinde Van İl Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şube Müdürlüğü’nde görev yaptığını, diğer sanıkla birlikte olay günü Van Gölü Çocuk ve Gençlik Merkezi’nde bulunan yabancı uyrukluları Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürmek üzere araçla gittiklerini,  Merkez’de bulunan 7 yabancı uyruklu kişiyi alarak Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geldiklerini aktardı. Sanık, ilk önce 5 çocuğu alarak hastaneye götürüp işlemlerini yaptığını, o sırada diğer sanık polis H.Ö.Ö.’nün aracı yanında kaldığını, daha sonra tekrar döndüğünde araçta kalan ve isminin Lütfillah olduğunu öğrendiği çocuğun kafasını öne eğmiş olduğunu ve tepki vermediğini fark ettikten sonra acil servise haber verdiklerinin ve Lütfillah’ı hastaneye kaldırdıklarını ekledi.

Tanık beyanlarını ise S.O., Lütfillah ile hiçbir diyaloğunun olmadığını kendisine tokat attığı iddiasının da doğru olmadığını söyleyerek reddetti. S.O. Lütfillah’ın lösemi hastası olduğunu hastaneye yattıktan sonra öğrendiğini iddia etti ve Yabancılar Şube Müdürlüğü’nün geri gönderme merkezindeki kameralarla ilgili olarak kendisine yöneltilen soruya, kameraların çalışıp çalışmadığını bilmediği ve kameralara müdahale etme durumunun olmadığı yönünde cevap verdi.

Sanık H.Ö.Ö. savunmasında; suç tarihinde Van İl Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şube Müdürlüğü’nde polis memuru olarak çalıştığını, Lütfillah Tacik’in olaydan 3-4 gün önce Iğdır’dan 30-35 kişilik bir grupla birlikte geldiği, büyükleri Geri Gönderme Merkezi’ne, küçükleri de Edremit’te bulunan Çocuk ve Gençlik Merkezi’ne teslim ettiklerini, olay günü de kısaca ÇOGEM olarak bilinen merkez yetkililerinin, çocuklardan 5 tanesini kan testi, 2’sinin de beyanları ile görünümlerinin uyumlu olmaması nedeni ile yaş tespitini yaptırmalarını istediklerini aktardı. Sanık polis, olay günü diğer sanık polis arkadaşı S.O., kendisi ve şube müdür yardımcısı Bünyamin Bağcı ile Edremit’te bulunan Çocuk Gençlik Merkezi’ne gittiklerini, buradan Lütfillah’ın da aralarında olduğu 7 kişiyi teslim aldıklarını ve Erciş yolunda bulunan çalıştıkları şubeye gittiklerini ekledi.

Sanık H.Ö.Ö. devamla, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geçtiklerini, burada önce kan testi yapıldığını, kan testi yapılanları Çocuk ve Gençlik Merkezi’ne götürdükten sonra yaş için kemik grafisi çekilenleri sona bıraktıklarını, S.O.’nun önden giderek kan testi için hastanede giriş işlemlerini yaptıktan sonra dönerek kan testi yapılacak 5 kişiyi aldıklarını,  S.O.’nun kan testi yapılan 5 kişiyi getirdikleri, minibüste Lütfillah ile Vahit isimli kişilerin kaldığı, minibüsün kapsını açtıklarında Lütfillah’ın kafasını öndeki koltuğa yaslamış olduğunu gördüklerini, kontrol ettiğinde ağzında köpükler görünce hastane görevlilerine haber verdiklerini söyledi.

H.Ö.Ö. Yabancılar Şube Müdürlüğü’nde Lütfillah ile arkadaşlarınn oldukları odanın kartlı giriş sistemi ile girilebilen bir oda olduğu ve içerde bir kamera olmadığını iddia ederek S.O.’nun bu odaya giriş veya çıkışına şahit olmadığını ileri sürdü.

Duruşmada dinlenen ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bağlı Çocuk ve Gençlik Merkezi’nde (ÇOGEM) görev yapan birinci tanık, Lütfüllah Tacik ile kuruma getirilen tüm çocuklarla ilk geldikleri zaman ayrı ayrı görüştüğünü, Lütfüllah ile yaptığı görüşmede, onun daha önce TR’ye geldiğini fakat rahatsızlandığı için tekrar Afganistan’a döndüğünü, Afganistan’da da tedavi olamadığını kendisinden rahatsızlığı sorulduğunda midesinden rahatsız olduğunu ifade ettiğini beyan etti.

Daha sonra çocukların Yabancılar Şube Müdürlüğü’ne götürülmeleri için teslim edildikleri ve Lütfüllah’ın hastalanarak hastaneye kaldırıldığını haricen öğrendiğini, tanık çocuklar tarafından Lütfüllah’ın polis tarafından darp edilmesinden sonra fenalaştığının anlatıldığını ekledi.

Sanık ve tanık beyanlarının tamamlanmasından sonra Mahkeme ara kararında;

  • Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan doktorların tanık olarak dinlenmesine, dosyadaki tıbbi rapor ve evrakların incelenerek tıbbi mütalaa yazılması için ATK’ya müzekkere yazılmasına,
  • Müşteki vekilinin katılma talebinin bir önceki duruşmada olduğu gibi ve aynı gerekçeyle reddine

karar verdi.

Duruşma, 10 Mart 2016 tarihine ertelendi.

3. Duruşma

Üçüncü duruşma 10 Mart 2016 günü görüldü.

Duruşmada, suç tarihinde Çocuk ve Gençlik Merkezi’nde tercüman ve güvenlik görevlisi olarak çalışan tanıklar dinlendi.

Tercüman olan tanık beyanında, olaya ilişkin olarak Lütfüllah Tacik’in yanında bulunan kişilerin beyanı alındığı sırada tercüman olarak bulunduğunu, ifadesi alınan çocukların beyanlarında polis memurlarından bir tanesinin Lütfillah’ın yakasından tutup silkelediğini ve tokat attığını anlattıklarını belirtti.

Güvelik görevlisi olan diğer tanık;  Tacik’in o tarihlerde merkeze getirildiği daha sonra yaş tespiti için polisler tarafından hastaneye götürüldüğü ancak Lütfüllah’ın hastanede olduğunu öğrenince kurum müdürü ile birlikte hastaneye gittiklerini  yoğun bakımda görev yapan doktorla görüştüklerinde doktorun kendilerine Tacik’in ileri derecede lösemi hastası olduğu ve beyin kanaması geçirdiği bilgisini verdiğini aktardı.

Müşteki vekili katılma talebini yineledi.

Mahkeme ara kararında, tanık olarak dinlenmesi beklenen kişiler için gerekli işlemlerin yapılmasına ve müşteki vekilinin katılma talebinin bir kez daha reddine karar verdi.

Duruşma 21 Nisan 2016 tarihine ertelendi.

4. Duruşma

Dördüncü duruşma 21 Nisan 2016 günü görüldü.

Duruşmada, Ankara Barosu Başkanlığı Çocuk Hakları Merkezi katılma talebinde bulundu. Yine müşteki vekili davaya katılma talebini yineledi.

Mahkeme ara kararında her iki talebin de reddine karar verdi.

Bir sonraki duruşma tarihi 21 Haziran 2016 olarak belirlendi.

5. Duruşma

Lütfillah Tacik davasının beşinci duruşması 21 Haziran 2016 tarihinde görüldü.

Mahkeme heyetinin tamamı bu duruşmada değişti.

Duruşmada tanık beyanları alındı.

Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Anestezi ve Yoğun Bakım uzman doktor; Lütfillah Tacik’in, öğlen saatlerinde yoğun bakıma getirildiği, gündüz saatlerinde kendisinin görev yaptığı bölüme aktarıldığı, getirildiğinde bilincinin kapalı olduğu, solunum cihazına bağıl olarak takip ve tedavisine başlandığı, yapılan tetkiklerde beyin kanaması olduğunun görüldüğünü beyan etti. Uygulanması gereken tedavi için diğer bölümlerle görüştükten sonra pediatri tarafından lösemi olduğu bilgisinin verildiği bu nedenle tedavisinin gerçekleşmesi için başka bir üniversiteye sevkinin yapıldığını aktardı.

Müşteki vekili olarak kabulü için davanın başından itibaren katılma talebini yineleyen avukat bu taleplerinin devam ettiğini belirterek, inceleme yaptırılan 3 adet hard disk üzerinde verilen raporların tatmin edici olmadığını, bu nedenle bu 3 hard disk’in TÜBİTAK gibi bir kuruma gönderilerek incelemenin yaptırılmasını talep etti.

ÇOÇAV, KAOS GL, Mülteci Hakları Derneği avukatları aracılığıyla katılma talebinde bulundular.

Mahkeme ara kararında, ÇOÇAV dışındaki katılma taleplerinin reddine ve diğer tanıkların dinlenmesinin beklenmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma tarihi 6 Ekim 2016 olarak belirlendi.

6. Duruşma

6 Ekim 2016 tarihli altıncı duruşmada da heyet değişikliği gerçekleşti.

Müşteki vekili tekrarla vekaletname alınmasının müvekkilinin (müşteki) Afganistan’da yaşaması sebebiyle mümkün olmadığını aktardı.

Sanık müdafii herhangi bir vekalet olmadığı gerekçesiyle Lütfüllah Tacik ailesi vekilinin, davalara katılmasına itiraz etti.

Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi anestezi uzmanı tanık; olay tarihinde yoğun bakıma alınan Lütfillah’ın durumunun kendilerine bildirildiğini, Lütfüllah’ın kendilerine getirildiğinde durumunun kötü olduğu, bilincinin kapalı olduğu , beyin tomografisinde beyin kanamasının olduğunun tespit edildiğinin kendilerine bildirildiğini aktardı ve daha sonra Lütfüllah’ın başka bir hastaneye sevk edildiğini beyan etti.

Mahkeme ara kararında, Afganistan’a yazı yazılarak talimat yolu ile şikayet ve delillerin toplanmasına, müşteki vekili olacağını beyan eden avukata vekaletnamesini ibraz etmek üzere süre verilmesine, vekaletname ibraz edilmediği takdirde dava ve duruşmalara kabul edilmeyeceğinin bildirilmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşmanın 29 Aralık 2016 günü görülecek.

7. Duruşma

29 Aralık 2016’da görülen yedinci duruşmada da heyet değişikliği gerçekleşti.

Mültecilerle Dayanışma Derneği ile Van Barosu Mülteci Hakları Komisyonu davaya katılma talebinde bulundu.

Mahkeme ara kararında, MDD’nin daha önce katılma talebi reddedildiği için tekrar karar verilmesine yer olmadığına, Van Barosu MHK'nın katılma talebinin daha sonra değerlendirilmesine karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması 30 Mart 2017 günü görülecek.

8. Duruşma

Davanın 8. duruşması 30 Mart 2017 günü görüldü.

Bu duruşmada, müşteki vekiline vekaletname sunması için süre verilmesine karar verildi.

Sanıkların duruşmaya getirilmeleri talebi ve Van Barosu Mülteci Hakları Komisyonunun katılma talebi ise Mahkeme tarafından reddedildi.

Bir sonraki duruşma 13 Haziran 2017’de görülecek.

9. Duruşma

Davanın 9. duruşması 13 Haziran 2017 tarihinde görüldü.

Duruşmada TÜBİTAK’a görüntülerin incelenmesi ile ilgili yazılan müzekkereye yanıt gelmediği görüldü.

Duruşma 31 Ekim 2017 tarihine ertelendi.

10. Duruşma

31 Ekim 2017’de gerçekleşen onuncu duruşmada heyet değişikliği gerçekleşti.

Mahkeme duruşmada, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Başkanlığı’ndan gelen ve yazı cevabında gönderilen verilerin aktarıldığı hard disklerin, re’sen seçilecek bir bilirkişi marifetiyle çözümünün yapılması için müzekkere yazılmasına, TÜBİTAK raporu incelenmek beyanda bulunmak üzere raporun tebliğine, Ankara Barosu Çocuk Hakları Komisyonu katılma talebinin ise reddine karar verildi.

Duruşmanın 8 Mart 2018 tarihine ertelendi.

11. Duruşma

Davanın 11. duruşması 8 Mart 2018 tarihinde gerçekleşti.

Mahkeme, bir önceki duruşmada Lütfillah Tacik’in ailesinin beyanlarının alınması için Afganistan’a yazı yazılmasına karar vermişti. Ancak bu duruşmada yazının Afganistan değil İran’a gönderildiği anlaşıldı.

Dosyada bu nedenle hiçbir ilerleme sağlanamadı. Yeniden Afganistan'a yazı yazılması, Tübitak raporunun taraflara tebliğ edilmesi ve eksikliklerin tamamlaması ara kararıyla birlikte duruşma, 3 Temmuz 2018’e ertelendi.

12. Duruşma

Davanın 12. duruşması, 3 Temmuz 2018 günü görüldü.

Mahkeme, bir önceki duruşmada olduğu gibi Lütfillah Tacik’in ailesinin beyanının alınması için Afganistan’a yazılan talimatın dönüşünün beklenmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma 20 Kasım 2018 günü görülecek.

 

13. Duruşma

Davanın 20 Kasım 2018 günü görülen 13. duruşmasında, Mahkeme ara kararında;

  • İstinabeye ilişkin evrakların Peştuca ve Darice’ye tercümesinin yapılması için Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan talimat cevabının beklenmesine, akıbetinin sorulmasına,
  • Talimat cevabı geldiğinde, gün beklenmeksizin istinabe işlemlerinin yapılması amacıyla talimat evraklarının Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne gönderilmesine

karar verdi.

Bir sonraki duruşma 9 Nisan 2019 günü görülecek.