İklim Değişikliği



"İklim değişikliğinin insan haklarını olumsuz etkilediği artık net bir şekilde biliniyor. Bu etki gelecek yıllarda daha da artacak."  - Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Kumi Naidoo


Günümüzde milyonlarca kişi, Sahra Altı Afrika’daki uzun süreli kuraklıktan Güneydoğu Asya, Karayipler ve Pasifik bölgesini etkisi altına alan tropik fırtınalara kadar iklim değişikliğinin ağırlaştırdığı çok geniş çaplı felaketlerin yıkıcı sonuçlarından etkileniyor. 2018’in yaz aylarında Kutup Dairesi’nden Yunanistan, Japonya, Pakistan ve ABD’ye kadar kuzey yarımkürenin tamamında topluluklar, korkunç ısı dalgaları ve orman yangınları yaşadı ve bu felaketler sonucunda yüzlerce insan öldü.

İklim değişikliğini genellikle doğal yaşamımıza etkileri üzerinden anlıyoruz; ancak bu sorunu acilen ele alınması gereken bir insan hakları meselesi haline getiren şey, insanlık açısından yarattığı ve gelecekte de yaratacağı yıkımdır. İklim değişikliği, halihazırda var olan eşitsizlikleri daha şiddetli hale getirecek ve artıracak. Zamanla büyüyecek ve ağırlaşacak olan etkileriyle yaşayanları ve gelecek nesilleri büyük bir tahribatla karşı karşıya bırakacak. Bu nedenle, kapsamlı bilimsel kanıtlara rağmen hükümetlerin iklim değişikliğiyle mücadelede etmek için harekete geçmemesi, gelmiş geçmiş nesiller arası en büyük insan hakları ihlali olabilir.

İklim değişikliği nedir?

Dünya’nın iklimi, jeolojik zaman içinde devamlı olarak değişiyor ve bu durum küresel ortalama sıcaklıklarda önemli iniş çıkışların yaşanmasına neden oluyor.

Ancak içinde bulunduğumuz ısınma dönemi, geçmişteki tüm olaylardan daha hızlı bir şekilde ilerliyor. İnsanlığın modern hayat biçimimize enerji sağlamak için ısı tutucu gazlar (diğer adıyla sera gazları) açığa çıkararak, geçen yüzyıldaki ısınmanın büyük bir kısmına sebep olduğu artık net bir şekilde biliniyor. Fosil yakıtlar, tarım, toprak kullanımı ve diğer etkinliklerimizle iklim değişikliğine hız kazandırıyoruz. Sera gazları son 800 bin yıldaki en yüksek seviyelere geldi. Sera gazı salınımındaki hızlı artış bir sorun; çünkü bu nedenle iklimimiz, canlıların uyum gösteremeyeceği kadar büyük bir hızla değişiyor.

İklim değişikliği yalnızca yükselen sıcaklıklarla değil; aynı zamanda da şiddetli hava olayları, yükselen deniz seviyeleri, değişen doğal yaşam canlıları ve ortamları ile bir dizi diğer etkiyi de ilgilendirmektedir.

İklim değişikliğinin nedenleri nelerdir?

"Hepimiz, diğer tüm insanlarla aynı şeyleri isteriz: Evimiz olarak adlandırdığımız bu dünyada yaşanacak güvenli bir yer. Bu yüzden, çalışmalarımız bundan sonra da tarafsız ve nesnel olmalı; fakat iklim değişikliğinin insanların sorumluluk taşıdığı somut bir mesele olduğu, son derece ciddi sonuçlar yarattığı ve bu konuda derhal harekete geçmemiz gerektiği mesajını da açıkça dile getirmek üzere giderek daha güçlü bir şekilde sesimizi yükseltiyoruz."  - Katharine Hayhoe, İklim Bilimci 

Bilim insanları, küresel ısınmanın insan kaynaklı olduğuna ilişkin fikir birliğine varmıştır. İklim bilimcilerin yüzde 97’si, bu sonucu destekliyor.

Küresel ısınmanın en önemli sebeplerinden biri, kömür, doğalgaz ve petrol gibi fosil yakıtlar yakmamız. Bu yakıtlar, atmosferimizde bulunan karbondioksit benzeri sera gazlarının yoğunluğunu artırıyor. Bununla birlikte, hayvancılık ve tarım yapmak için ağaçların kesilmesi gibi faaliyetler, dünyamızın ortama sıcaklığının yükselmesine yol açıyor. Bilim insanları sigara içmekle akciğer kanseri arasındaki ilişkiden ne kadar eminlerse, sera gazları ile küresel ısınma arasındaki ilişkiden de o kadar eminler. 

Bu sonuç, yeni bir sonuç değil. Bilim insanları bu konuda on yıllarca veri topladı ve verileri analiz etti. Küresel ısınmayla ilgili uyarılar, 1980’lerin sonunda manşetlerde yer almaya başlamıştı.

1992’de 165 ülke, uluslararası bir sözleşme olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ni (BMİDÇS) imzaladı ve sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren her yıl, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak ve halihazırda görünür etkilerine uyum sağlanmak için hedef ve yöntemler geliştirmek amacıyla “Taraflar Konferansı” (COP) olarak bilinen konferansa katıldı. Bugün BMİDÇS, 197 ülke açısından bağlayıcı nitelikte bir sözleşmedir.

İklim değişikliğinin etkileri nelerdir?

İklim değişikliğinin etkileri halihazırda hissediliyor, ancak bu etkiler gelecekte daha da şiddetli hale gelecek. Küresel ısınma, sanayi öncesi seviyelerin neredeyse 1°C üzerine çıktı. Küresel ısınmada her yarım derece (hatta daha azı bile) önem taşıyor.

İklim değişikliğinin etkilerini sıralayan her türlü listenin eksik kalacağını akılda tutmak gerekir. Isı dalgalarının daha sık ortaya çıkması ve etkilerini daha uzun süre devam ettirmesi, ayrıca birçok bölgede şiddetli yağışların sıklaşması ve yoğunlaşması oldukça muhtemel. Okyanuslar ısınmaya ve asitlenmeye devam edecek ve küresel ortalama deniz seviyesi daha da yükselecek. Tüm bunların insan hayatı üzerinde yarattığı yıkıcı etkiler gelecekte de sürecek.

İklim değişikliğinin etkilerinin değerlendirilmesi konusunda dünyanın önde gelen kuruluşu Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) Ekim 2018’de yayımladığı kapsamlı rapor, iklim krizinin acilen ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koydu. IPCC, iklim değişikliğinin insanlar ve dünya üzerinde daha da yıkıcı sonuçlar yaratmasını istemiyorsak, sanayi öncesi seviyelerin 1.5°C üzerine çıkmamamız veya en azından bu seviyeyi geçmememiz uyarısında bulunuyor. Rapor, 1.5°C ile 2°C senaryoları arasındaki muazzam farkları ortaya koyuyor.

IPCC’ye göre küresel ortalama sıcaklık artışını 1.5°C ile sınırlandırmaya çalışarak şunları sağlayabiliriz:

  • İklim kaynaklı tehlikelere maruz kalan ve yoksulluğa karşı korunaksız kişilerin sayısını 2050 itibariyle birkaç milyon azaltabiliriz;
  • 10 milyon kişiyi, deniz seviyelerinin yükselmesinden kaynaklanan tehlikelere karşı koruyabiliriz; 
  • Su stresindeki artışa maruz kalan küresel nüfus oranını yüzde 50’ye kadar veya dünyadaki her 25 kişiden biri oranında azaltabiliriz. 

En önemlisi de IPCC raporunun tüm dünyaya bir felaketin ortaya çıkmasını önleyebilmek için net bir zaman aralığı sunmuş olması. Buna göre, küresel ortalama sıcaklık artışının 1.5°C’ye ulaşmasını engellemek için 2030 itibariyle sera gazı salınımları 2010’daki seviyelerin yarısına düşürülmelidir. Devletlerimiz gidişatı değiştirmek için gerekli adımları acilen atmalıdır. Adım atmakta ne kadar geç kalırsak, insan hakları üzerinde zararlı etkiler yaratabilecek yüksek maliyetli teknolojilere o kadar mecbur kalacağız.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, devletlere, salınımların artışını durdurmak için 2020 itibariyle net hedefler belirlemeleri gerektiğini, aksi takdirde “iklim değişikliğinin etkilerinden kaçınabileceğimiz noktayı kaçırabileceğimizi ve bu durumun insanlar ile devamlılığımızı sağlayan doğal sistemler açısından korkunç sonuçlar yaratacağını” söylemişti


©Guy Smallman/Getty Images

İklim değişikliğinden en çok kimler etkileniyor?

"Çocuklarınızı herkesten çok sevdiğinizi söylüyorsunuz ama herkesin gözleri önünde onların geleceğini çalıyorsunuz."
-Greta Thunberg, İklim akvitisti ve İklim İçin Okul Boykotu hareketinin kurucusu 

İklim değişikliği hepimizi etkiliyor ve devletler harekete geçmediği sürece de etkilemeye devam edecek. Ancak iklim değişikliği, bazı gruplar açısından çok daha belirgin etkiler yaratıyor. Örneğin, geçimini tarım yaparak sağlayan veya kıyılarda yaşayan topluluklar ile halihazırda tehlikelere açık ve dezavantajlı olan ve ayrımcılığa maruz kalan topluluklar, iklim değişikliğinin etkilerini daha şiddetli yaşıyor.

İklim değişikliği, çeşitli şekillerde eşitsizlikleri derinleştirebilir ve derinleştiriyor. Bunlardan bazıları şöyledir:

  • Gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki eşitsizlikler:
    Ulusal düzeyde bakıldığında, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkeler arasında küçük ada devletleri ve görece daha az gelişmiş ülkeler yer alıyor. Marshall Adaları’nda yaşayan insanlar bu etkilere devamlı maruz kalıyor, şiddetli seller ve fırtınalar evlerine ve geçim kaynaklarına zarar veriyor. 2018’de kuzey yarımküredeki sıcaklık dalgaları, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın dört bir yanında manşetlere konu oldu. Ancak sıcaklık dalgalarının en ağır etkileri Pakistan’da hissedildi ve sıcaklıkların 44°C’nin üzerine çıktığı ülkede, çoğunluğu aşırı sıcak havada çalışan işçiler olmak üzere 60 kişi hayatını kaybetti.
     
  • Farklı etnik gruplar ile sınıflar arasındaki eşitsizlikler:
    İklim değişikliği ve fosil yakıt kaynaklı çevre kirliliğinin etkileri, etnik ve sınıfsal farklılıklara göre de değişiklik gösteriyor. Kuzey Amerika’da bu etkilere en çok ten rengine dayalı ayrımcılığa uğrayan, çoğunlukla yoksul topluluklar maruz kalıyor. Yaşadıkları yerlerin elektik santralleri ve rafinerilerin yakınına inşa edilmesi daha muhtemel olan bu topluluklar, böylece zehirli hava solumak zorunda bırakılıyor. Solunum rahatsızlıkları ve kanserler bu topluluklarda daha yaygın olarak görülüyor. Afrikalı-Amerikalıların hava yoluyla taşınan kirlilik nedeniyle ölme olasılığı, ABD’nin tüm nüfusuna kıyasla üç kat daha fazla.
     
  • Toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler:
    Birçok ülkede ayrımcılığa uğrayan ve dezavantajlı hale getirilen kadınlar ve kız çocuklar, iklim değişikliğinden de katbekat daha fazla etkileniyor. Bu da kadınlarla kız çocukların iklim değişikliğinden kaynaklanan olayların etkilerine karşı daha korunaksız olduğuna, benzeri durumlarda kendilerini daha az koruyabildiklerine ve onarım imkanlarının daha sınırlı olduğuna işaret ediyor.
     
  • Nesiller arası eşitsizlikler:
    Devletler derhal harekete geçmediği takdirde, gelecek nesiller daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalacak. Çocuklar ve gençler ise metabolizma ve fizyolojik farklılıklarının yanı sıra gelişme dönemi ihtiyaçları nedeniyle halihazırda iklim değişikliğinin etkilerine maruz kalıyor. Örneğin toplulukların zorla yerinden edilmesi; su, temizlik ve gıda hakkından barınma, sağlık, eğitim ve gelişme haklarına kadar çok sayıda hakkı olumsuz etkiliyor ve bu durum özellikle de çocuklara zarar veriyor.
     
  • Topluluklar arası eşitsizlikler:
    Yerli halklar, iklim değişikliğinden en çok etkilenenler arasında yer alıyor. Yerli halklar, genellikle, fiziki çevredeki değişimlerin etkilerine daha açık olan topraklarda ve hassas ekosistemlerde yaşıyor ve geçimleri ile kültürel kimliklerinin dayalı olduğu doğayla ve geleneksel topraklarıyla bağlarını sürdürüyorlar.

İklim değişikliği neden bir insan hakları meselesidir?

"İklim değişikliği, insan haklarından faydalanma imkanımız üzerindeki yıkıcı etkileri nedeniyle değil, insan kaynaklı bir olgu olduğu için de bir insan hakları meselesidir ve etkileri devletler tarafından azaltılabilir."
- Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Kumi Naidoo

İnsan hakları iklim değişikliğiyle yakından ilişkilidir; çünkü iklim değişikliği yalnızca çevreyi değil esenliğimizi de olumsuz etkiliyor. Varlığımıza yönelik tehdit oluşturmanın yanı sıra; yaşam, sağlık, gıda, su, barınma ve geçimini sürdürme haklarımızı da oldukça kötü etkiliyor.

Devletler somut adımlar atmakta ne kadar gecikirse, sorunun çözülmesi de o kadar zorlaşıyor;  salınım miktarlarının eşitsizlikleri azaltmaktan ziyade artıran araçlarla düşürülmesine ilişkin tehlike de o kadar büyüyor.

İklim değişikliğinin etkilediği ve gelecekte daha fazla etkileyeceği haklarımızın bazıları şunlar:

Yaşam hakkı – Hepimiz, özgürce ve güven içinde yaşama hakkına sahibiz. Ancak iklim değişikliği dünya üzerindeki milyarlarca insanın güvenliğini tehdit ediyor. Fırtınalar, seller ve orman yangınları gibi şiddetli hava olayları bunun en belirgin örneği. 2013’te Filipinler’deki Yolanda Tayfunu yaklaşık 10 bin kişinin hayatına mal oldu. Isı stresi, en ölümcül tehlikelerden biri. 2003’te Avrupa’daki sıcaklık dalgası 35 bin kişinin ölümüne sebep oldu. Ayrıca, iklim değişikliği daha az göze çarpan biçimlerde de hayatımızı tehdit ediyor. Dünya Sağlık Örgütü iklim değişikliğinin 2030 ile 2050 yılları arasında sırma, yetersiz beslenme, ishal ve ısı stresi nedeniyle her yıl 250 bin kişinin ölümüne yol açacağını tahmin ediyor.

Sağlık hakkı – Hepimiz, ulaşılması mümkün olan en yüksek fiziksel ve ruhsal sağlık standardından faydalanma hakkına sahibiz. IPCC’ye göre iklim değişikliğinin sağlık açısından yaratacağı en önemli sorunlar arasında, daha yoğun ısı dalgaları ve yangınlar nedeniyle yaralanma, hastalık ve ölüm riskinin artması; yoksul bölgelerde gıda üretiminin azalması sonucunda yetersiz beslenme riskinin artması ve gıda, su ve vektörlerle bulaşan hastalık riskinin artması yer alacak. İklim değişikliğinin şiddetlendirdiği doğal felaketler gibi travmatik olaylar yaşayan çocuklar, travma sonrası stres bozuklukları yaşayabilir. Küresel ısınmanın azalmadığı ve sağlık sistemleri ile temel küresel sağlık hedeflerine yönelik tehdit oluşturduğu günümüzde, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki olası etkilerine karşı acilen harekete geçmek gerekiyor.

Barınma hakkı – Hepimiz, kendimiz ve ailemiz için yeterli yaşam standardı hakkına sahibiz.  Yeterli barınma hakkı da buna dahildir. Ancak iklim değişikliği barınma hakkımızı çeşitli şekillerde tehdit ediyor. Sel ve orman yangını gibi şiddetli hava olayları halihazırda insanların evlerine zarar veriyor ve onları yerinden ediyor. Zamanla kuraklık, erozyon ve su taşkınları da çevreyi değiştirebilir ve yükselen deniz seviyeleri dünyanın dört bir yanında düşük rakımlı bölgelerde yaşayan milyonlarca kişinin evini tehlikeye atabilir.

Su ve temizlik hakkı – Hepimiz, kişisel kullanım ve ev içi kullanım için temiz su hakkına ve sağlığımızı korumamızı sağlayan temizlik hakkına sahibiz. Fakat kar ve buz erimesi, yağış miktarının azalması, artan sıcaklıklar ve yükselen deniz seviyeleri gibi çeşitli unsurlar, iklim değişikliğinin su kaynaklarının niteliğini ve niceliğini etkilediğini ve gelecekte de etkilemeyi sürdüreceğini gösteriyor. Şu an bir milyardan fazla kişinin temiz suya erişimi yok ve iklim değişikliği bu durumu daha da ağırlaştıracak. Kasırga ve sel gibi şiddetli hava olayları su ve temizlik altyapısına zarar veriyor ve kirli suyu açığa çıkararak, sudan bulaşan hastalıkların yaygınlaşmasına neden oluyor. Özellikle kentsel bölgelerdeki kanalizasyon sistemleri de bu durumdan etkilenecek.

İklim değişikliğini durdurmak kimin sorumluluğundadır?

Sanıklar, davacıları iklim tehlikesi gibi gösterdikten sonra, ortaya çıkması ve büyümesinde rol oynadıkları bilinen tehlike karşısında bilinçli bir kayıtsızlık sergilemeyi sürdürmüşlerdir. Dengesi bozulan bir iklim sistemi; davacıların hayatlarına, bedensel bütünlüklerine ve onurlarına yönelik çok ciddi tehlikeler oluşturmaktadır. - Juliana-ABD Hükümeti, ABD Hükümeti’ne Karşı Çocukların Açtığı Dava 

  • Devletler

Devletler, sera gazı salınımını önlemek veya azaltmak için alınabilecek en güçlü tedbirleri mümkün olan en kısa sürede alarak, iklim değişikliğinin zararlı etkilerini azaltmakla yükümlüdür. Varlıklı ülkeler hem ülke içi uygulamalarla hem de uluslararası iş birliğiyle salınımların azaltılmasına öncülük etmelidir. Bunun yanı sıra tüm ülkeler, ellerinden geldiğince salınımların azaltılması için makul olan tüm adımları atmalıdır.

Ayrıca, devletler, yetki alanları dahilindeki herkesin iklim değişikliğinin öngörülebilir ve kaçınılmaz etkilerine uyum sağlamasına yardımcı olmak ve böylece iklim değişikliğinin insan hakları üzerindeki etkilerini en aza indirmek amacıyla gerekli olan tüm adımları atmalıdır. Bu gereklilik, belirli bir devletin iklim değişikliğinin etkilerinden bizzat sorumlu olup olmamasına bakılmaksızın geçerlidir; çünkü devletler, halkı üçüncü tarafların yarattığı zararlara karşı korumakla yükümlüdür.

Devletler, iklim değişikliğiyle mücadele etmek için gerekli adımları mümkün olduğunca hızlı ve insani açıdan uygun bir şekilde atmalıdır. İklim değişikliğini durdurma çabalarında, insan haklarını doğrudan veya dolaylı olarak ihlal edecek tedbirlere başvurulmamalıdır. Örneğin, koruma alanları veya yenilenebilir enerji projeleri, Yerli Halklara danışılmadan ve onay alınmadan onlara ait topraklara kurulmamalıdır.

Devletler, her türlü tedbiri alırken, ilgili tedbirden etkilenen herkesin bilgilenme ve katılım hakkı ile insan hakları ihlallerinin işlenmesi durumunda etkili çözüm yollarına erişim hakkına saygı göstermelidir.

Tüm bunlara rağmen, devletlerin iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için verdikleri sözler mevcut durumda tam anlamıyla yetersiz; çünkü böyle giderse, 2100 itibariyle küresel ortalama sıcaklıklarda sanayi öncesi seviyelere göre 3°C’lik feci bir artış yaşanabilir. Fransa, Hollanda ve İsviçre’nin de aralarında bulunduğu çeşitli ülkelerde insanlar, hükümetlerini, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması amacıyla gerektiği gibi hedef belirlemedikleri ve yeterli tedbirler almadıkları için dava ediyor.

  • Şirketler

Şirketler insan haklarına saygı göstermekle yükümlüdür. Şirketler bu yükümlülüğü yerine getirmek için faaliyetlerinin insan hakları üzerindeki olası etkilerini değerlendirmeli ve olumsuz etkilerin ortaya çıkmasını önlemek amacıyla gerekli tedbirleri almalıdır. Şirketlerin olumsuz etkilerle ilgili bulgularını ve önleyici tedbirleri kamuoyuyla paylaşmaları gerekir. Ayrıca şirketler, tek başlarına veya diğer aktörlerle iş birliği yaparak sebep oldukları veya işlenmesinde rol oynadıkları insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılması için gerekli tedbirleri almalıdır. 

Başta fosil yakıt şirketleri olmak üzere tüm şirketler, sera gazı emisyonlarını en aza indirmek için yenilebilir enerjiye geçiş yapmak gibi adımları acilen atmalı ve salınım miktarları ve azaltma çabalarıyla ilgili bilgileri kamuoyuna açıklamalıdır. Bu çabalar, tedarik zincirlerine dahil olan tüm bayileri, bağlı kurumları ve oluşumları kapsamalıdır.

Fosil yakıt şirketleri bugüne kadar iklim değişikliğinde en çok sorumluluk taşıyan aktörlerden biri oldu ve bu durum halen devam ediyor. Araştırmalar, fosil yakıt üreten 100 şirketin 1988’den bugüne kadarki küresel sera gazı salınım miktarının yüzde 71’inden sorumlu olduğunu ortaya koyuyor.

Büyük fosil yakıt şirketlerinin fosil yakıt yakmanın zararlı etkilerini on yıllardır bildiğini, fakat bu bilgileri gizlemeye ve iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını engellemeye çalıştığını gösteren kanıtlar giderek artıyor.

İklim değişikliğini neden durdurmalıyız?

  • Çünkü hepimiz eşit koruma altında olmayı hak ediyoruz.

Hepimiz doğuştan temel insan haklarına sahibiz, fakat bu haklar iklim değişikliği nedeniyle ciddi tehlike altında. İklim değişikliği hayatımızı çeşitli şekillerde tehlikeye atarken, ayrımcılığa uğrayanların bu durumdan en çok etkilenen gruplardan biri olması oldukça muhtemel. Hepimiz bu evrensel tehlikeye karşı eşit koruma altında olmayı hak ediyoruz.

  • Çünkü harekete geçmekle hiçbir şey kaybetmez, çok şey kazanabiliriz.

İklim değişikliğiyle mücadele etmek, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkımızı güvence altına alıp insanların esenliğine öncelik vermemiz için bize bir fırsat sunuyor. İklim değişikliğiyle mücadele, örneğin daha fazla insanın daha temiz ve ucuz enerji kaynaklarına erişimini mümkün kılarak ve yeni sektörlerde iş imkanı yaratarak, insan haklarını geliştirmeye hizmet eder.

  • Çünkü iklim değişikliğini durdurmak için gerekli bilgiye, beceriye ve güce sahibiz.

İklim değişikliğini durdurmak için halihazırda birçok kişi yaratıcı, ilham verici ve yenilikçi çözümler üretmeye çalışıyor. Vatandaşlardan şirketlere ve şehirlere kadar dünyanın dört bir yanında birçok kişi aktif bir şekilde politikalar, kampanyalar ve insanları ve gezegenimizi koruyacak çözümler üzerinde çalışıyor. Yerli Halklar ve azınlıklar yüz yıllar içinde evleri olarak gördükleri çevrede yaşamakla ilgili sürdürebilir yöntemler geliştirdi. Onlardan bir şeyler öğrenebilir ve rıza gösterirlerse, dünyamızla etkileşim kurmanın farklı bir yolunu keşfetme çabalarımızda onların bilgi birikiminden faydalanabiliriz.


Vicdan Elçisi Ödülümüz 2019 yılında tüm dünyada Fridays Future hareketine verildi. ©Fırat Doğan/Uluslararası Af Örgütü Türkiye

Uluslararası Af Örgütü iklim değişikliği ile mücadele etmek için neler yapıyor?

İklim değişikliğiyle ilgili tartışmaların merkezine acilen insanları ve insan haklarını koymamız gerek. Uluslararası Af Örgütü ve diğer insan hakları örgütleri için bunun anlamı, tıpkı diğer insan hakları ihlallerinde yaptığımız gibi iklim değişikliğiyle mücadele konusunda da harekete geçmeyen devletleri hesap vermeye zorlamaktır. - Chiara Liguori, Uluslararası Af Örgütü Politika Danışmanı

Uluslararası Af Örgütü iklim değişikliğiyle ilgili çalışmaları kapsamında Paris İklim Anlaşması’ndaki insan haklarını savunuyor, iklim değişikliği konusunda daha güçlü insan hakları standartları oluşturulmasına katkı sağlıyor ve insan haklarıyla ilgili fikirlerini ifade eden çevreci gruplara destek oluyor.

Konunun aciliyetini göz önünde bulundurarak, iklim değişikliğinin insan hakları üzerindeki olumsuz etkilerinin yanı sıra, insanların gerçekler ve iklim değişikliği tehlikesi karşısında nasıl davrandıklarını da ortaya koyan insan hakları topluluğunu güçlendirici bir rol oynayacağız ve bu çalışmalara daha fazla katkı sunacağız.

Uluslararası Af Örgütü, ilerleme kaydedilmesini engelleyen hükümetler ve şirketlere yönelik baskıları artırmak için birçok ülkede çeşitli gruplarla iş birliği içinde çalışacak. Hiç kimsenin yüz üstü bırakılmadığı bir sıfır karbon ekonomisine hızlı ve adil bir geçişi talep etmek için gençlerin yanı sıra Yerli Halkları, sendikaları ve etkilenen toplulukları destekleyeceğiz. Hukuki süreçler ile ulusal ve bölgesel insan hakları mekanizmaları, baskıları devam ettirmek için başvuracağımız diğer araçlar olacak.

Uluslararası Af Örgütü; özellikle toprağı, gıdayı, toplulukları ve insanları iklimden kaynaklanan etkilere, fosil yakıtların çıkarılması ve yaygınlaşmasına ve ormansızlaşmaya karşı koruyan grupların çalışmalarını kolaylaştırmak için çevre hakları savunucularını destekleyen çalışmalarını artıracak. Ayrıca bilgi paylaşımı, katılım ve mobilizasyonu mümkün kılan sivil alanı savunmak, daha ilerici iklim politikalarının oluşturulmasını sağlamaya yönelik çalışmaları güçlendirecek.

Uluslararası Af Örgütü (UAÖ)  bu kapsamda, 2019 Vicdan Elçisi Ödülü’nün iklim değişikliğine karşı mücadele eden aktivist Greta Thunberg ile “İklim İçin Okul Boykotu” (Fridays for Future) olarak bilinen öğrenci hareketine verdi. Ödül; vicdanıyla hareket eden, adaletsizliğe karşı duran, yeteneklerini başkalarına ilham vermek için kullanan ve bu şekilde insan hakları mücadelesine katkı sunan kişilere ve gruplara veriliyor.  

Küresel İklim Grevlerine katılmanız için 5 neden

Uluslararası Af Örgütü olarak devletlere şu adımları atma çağrısında bulunuyoruz:

  • Küresel ortalama sıcaklık artışının 1.5°C’nin üzerine çıkmasını engellemek için elinizden geleni yapın.
     
  • En geç 2050 itibariyle sera gazı emisyonlarını sıfıra indirin. Görece daha varlıklı ülkeler, bunu daha hızlı bir şekilde yapmalıdır. 2030 itibariyle küresel emisyon miktarı, 2010’dakinin yarısı kadar olmalıdır.
     
  • Fosil yakıt (kömür, doğalgaz ve petrol) kullanımına en kısa sürede son verin.
     
  • İklim değişikliği ile mücadelenin hiç kimsenin insan haklarını ihlal etmeyecek şekilde yürütülmesini ve eşitsizlikleri artırmaktan ziyade azaltmasını sağlayın.
     
  • Herkesin, özellikle de iklim değişikliğinden veya fosil yakıtsız ekonomiye geçişten etkilenenlerin süreçle ilgili gerektiği gibi bilgilendirilmesini ve geleceklerini ilgilendiren karar süreçlerine katılabilmesini güvence altına alın.
     
  • İklim değişikliğinden kaynaklanan sorumluluğun adil bir şekilde paylaştırılması için iş birliği yapın. Varlıklı ülkeler, diğer ülkelere destek olmalıdır.