Çin: Toplu gözaltı kampları “mesleki eğitim” merkezleri değil, cezalandırma mekanlarıdır

Uluslararası Af Örgütü, Çin’in kuzeyindeki Sincan Uygur Özerk Bölgesi valisinin, çoğunluğu Müslüman neredeyse bir milyon kişinin gözaltında tutulduğu kampları “ücretsiz mesleki eğitim” merkezleri olarak tanımlaması üzerine bir açıklama yayımladı.

Uluslararası Af Örgütü Çin Araştırmacısı Patrick Poon, yaptığı açıklamada “Valinin açıklamaları mevcut kanıtları hiçe saymanın yanı sıra, kamplarda acı çeken insanlara ve kayıpların ailelerine hakaret niteliği taşıyor. Neredeyse bir milyon kişi keyfi olarak gözaltında tutulurken hiçbir manevra Çin yetkililerinin Sincan Bölgesi’nde sistematik baskı uyguladığı gerçeğini gizleyemez” dedi. Poon, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Toplu gözaltı kampları esas olarak öğrenme merkezleri değil, cezalandırma ve işkence mekanlarıdır. İnsanların dövüldüğüne, yiyecekten mahrum bırakıldığına ve tecritte tutulduğuna ilişkin tutarlı haberler geliyor. Bu durum, neredeyse bir milyon insanın hayatı üzerinde yıkıcı etkiler yaratıyor. Yetkililerin Sincan Bölgesi’nde gerçekten neler yaşandığıyla ilgili dürüst olmasının zamanı geldi.”

RAPOR: Çin: Neredeler? Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki toplu gözaltılar hakkında cevap verme zamanı

Arka Plan:

Çin hükümeti, Sincan Bölgesi’ndeki Uygurlara, Kazaklara ve çoğunluğu Müslüman diğer etnik gruplara yönelik toplu gözaltı, izinsiz gözetim, siyasi telkin ve zorunlu kültürel asimilasyon politikalarını geçen yıl boyunca daha da yoğunlaştırdı. Gözaltına alınanların çoğunun ailelerine sevdiklerinin akıbeti hakkında hiçbir bilgi verilmedi. Aileler ise çoğu zaman seslerini yükseltmeye korkuyor.

“Aşırılıkla Mücadele Düzenlemesi”nin kabul edildiği Mart 2017’den bu yana, Sincan Bölgesi’nde kamplara kapatılan ve çoğunluğu Müslüman olan etnik grupların sayısı hızla artıyor. Düzenlemeye göre “normal” olmayan sakal bırakmak, peçe veya başörtüsü takmak, namaz kılmak, oruç tutmak, alkol almamak ya da İslam veya Uygur kültürüyle ilgili kitaplar veya yazılar bulundurmak da dahil olmak üzere dini veya kültürel aidiyetin açık veya hatta özel alanda sergilenmesi “aşırılık” olarak değerlendiriliyor.

Çalışma veya eğitim amacıyla özellikle Müslüman nüfusun ağırlıklı olduğu ülkelere gitmek ya da Çin dışında yaşayan insanlarla iletişim kurmak da insanları şüpheli konumuna düşüren temel sebepler arasında bulunuyor.