250 binden fazla kişi Türkiye’deki tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını talep ediyor

Önde gelen gazeteciler, karikatüristler ve dünyaca ünlü sanatçılar, Türkiye'de geçen yaz gerçekleşen darbe girişimi sonrası tutuklanan 120'den fazla gazetecinin serbest bırakılması ve ülkede ifade özgürlüğüne yönelik amansız baskıların durdurulması için başlatılan kampanyaya katıldı.

Şubat ayından bu yana 250 bin destekçinin katıldığı kampanya kapsamında, Uluslararası Af Örgütü'nün "Gazetecilik Suç Değildir: Türkiye'de Medya Özgürlüğü Üzerindeki Baskılar" adlı bilgi notunun da yayınlandığı Basın Özgürlüğü Günü'nde dünya genelinde birçok şehirde eylemler gerçekleştirilecek.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Salil Shetty, "Türkiye'de çok sayıda bağımsız gazeteci demir parmaklıklar ardında, yargılama olmaksızın aylardır cezaevinde tutuluyor veya muğlak terörle mücadele yasaları uyarınca yargılanma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor" açıklamasında bulundu.

"Bugün düşüncelerimiz dünyanın birçok yerinde tutuklu bulunan veya tehdit ve cezalandırılma tehlikesi altında olan tüm gazetecilerle birlikte. Ancak temel odak noktamız özellikle ifade özgürlüğünün acımasızca susturulduğu Türkiye üzerinde. Türkiye yetkililerini derhal ve koşulsuz olarak sadece mesleklerini yaptıkları için tutuklanan tüm gazetecileri serbest bırakmaya çağırıyoruz."

2016 yılının Temmuz ayında gerçekleşen başarısız darbe girişiminden bu yana en az 156 medya kuruluşu kapatıldı ve yaklaşık 2.500 gazeteci ve medya çalışanı işini kaybetti. Gazeteciler, Twitter paylaşımları, çizdikleri karikatürler veya ifade ettikleri düşünceler nedeniyle tutuklandı ve terör suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Bu durum, 47 bin kişinin tutuklandığı ve 100 binden fazla kamu sektörü çalışanının toplu bir şekilde ihraç edildiği, hükümeti eleştirdiği düşünülen kişilere yönelik geniş kapsamlı baskılar bağlamında gerçekleşti.

Altı meslektaşıyla birlikte 25 Aralık'ta tutuklanan gazeteci Mahir Kanaat sabah saat 4'te gözaltına alınışını şu sözlerle anlattı: “Ellerim arkadan kelepçeliydi ve üstümde bir ‘özel tim’ [polis memuru] vardı. ‘Eşim dokuz aylık hamile, onu neden yere yatmaya zorluyorsunuz’ diye bağırıp ayağı kalkmaya çalıştım. Ondan sonra bir arbede oldu ve suratıma bir tekme yedim.” Mahir Kanaat'ın eşi, Kanaat gözaltındayken ikinci çocuklarını dünyaya getirdi. Kanaat hâlâ cezaevinde yargılanmayı bekliyor.

Türkiye'de uzun süreli tutuklamalar rutin bir uygulama haline geldi. Medya çalışanlarına yöneltilen suçlamaların çoğu uydurma, bazıları açık bir şekilde absürt veya suçlamalar gerçek bir cezai suç fiili olduğuna dair herhangi bir kanıt olmaksızın yapılıyor

Eski genel yayın yönetmeni Ahmet Altan, akademisyen kardeşi Mehmet Altan ile birlikte 2016 yılının Eylül ayında gözaltına alındı. Her ikisi de darbe girişiminden bir gün önce televizyondaki bir tartışma programında "darbe çağrışımıyla subliminal mesaj içeren söylemlerde bulunmak" ile suçlanıyor. Programın sunucusu Nazlı Ilıcak da tutuklu bulunuyor.

Araştırmacı gazeteci Ahmet Şık Aralık ayından bu yana tutuklu. Ahmet Şık'a yönelik iddianamede Şık’ın sekiz Twitter mesajı, iki röportajı ve bir haberi, birbirlerinden tamamen farklı, çoğunlukla da çelişen gündemleri olan yasaklanmış üç ayrı gruba yardım ettiğine dair kanıt olarak sunuluyor. Eşi Yonca, Uluslararası Af Örgütü'ne yaptığı açıklamada, "Ahmet'in tutuklanması dışarıdakilere gönderilen bir mesaj: 'Bizi sorgulamaya cesaret edebilirsen et, konuşmaya cesaret edebilirsen et' " dedi.

250 binden fazla kişi Türkiye'deki tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması çağrısında bulunan dijital imza kampanyasına katıldı ve geçen ay boyunca binlerce kişi #FreeTurkeyMedia (Türkiye'deki adıyla #GazetecilikSuçDeğildir) kampanyasına destek verdi. Uluslararası Af Örgütü'nün birçok diğer örgütün desteğiyle yürüttüğü kampanya herkesi Twitter'da "dayanışma fotoğrafı" paylaşmaya çağırıyor.

Kampanyayı şimdiden destekleyenler arasında sanatçı Ai Weiwei de bulunuyor. Onlarca karikatürist de aralarında kendisi de birçok kovuşturmaya tabi tutulmuş Malezyalı ünlü karikatürist Zunar, Birleşik Krallık’tan Guardian gazetesi karikatüristleri Steve Bell ve Martin Rowson gibi karikatüristlerin yer aldığı bir jüri tarafından değerlendirilecek olan çizimleriyle kampanyaya katılım gösteriyor. 2013 yılında Mısır'da 400 günden uzun süre tutuklu kalan El Cezire gazetecileri Peter Greste, Mohammed Fahmy ve Baher Mohamed de kampanyayı destekleyenler araında.

Bugün dünya genelinde yayınlanan yazılarında Peter Greste ve Mohamed Fahmy, "Mısır'da 400'den fazla gün boyunca bize güç veren, dünya genelinde insanların serbest bırakılmamız için kampanya yürüttüğünü bilmekti. Bizim için ses çıkarmak ve El Cezire gazetecilerinin serbest bırakılmasını talep etmek ne kadar doğruyduysa, mesleklerini yaptıkları için tutuklanan tüm gazeteciler için ses çıkarmak da o kadar doğrudur. Bu nedenle #FreeTurkeyMedia (#GazetecilikSuçDeğildir) kampanyasına destek veriyoruz" ifadesinde bulundu.

Uluslararası Af Örgütü'nün "Gazetecilik Suç Değildir: Türkiye'de Medya Özgürlüğü Üzerindeki Baskılar" bilgi notuna erişmek için tıklayın.

Kampanya hakkında detaylı bilgi almak için: Türkçeİngilizce

Karikatür yarışması hakkında bilgi almak için tıklayın

Daha fazla bilgi için:

Stefan Simanowitz /stefan.simanowitz@amnesty.org / 44 2030365599

Ece Milli /ece.milli@amnesty.org.tr / 90 5302333932