Avrupa'da Müslümanlara Yönelik Ayrımcılık

 

“Geçenlerde… [bir] adam bana giydiğim çarşafı çıkartmam

için bağırmaya başladı. Ben İsviçre’de büyüdüm ve buranın

benim ülkem olduğunu düşünüyorum. Diğer vatandaşların

bana nasıl böyle davranmaya hakları olduğunu düşündüklerini

anlamıyorum.”

P., İsviçre’de yaşıyor.

 

Ayrımcılık, Avrupa kıtasının dört bir yanında milyonlarca insanın yaşamını en çok etkileyen insan hakları sorunlarından biridir.

 

 

İkinci Dünya Savaşı sonrası gerçekleşen göçlerle birlikte milyonlarca insan Avrupa’ya gelmiş ve beraberinde birçok farklı din, kültür ve geleneği getirmiştir. Ancak, çoğu Batı Avrupa ülkesi sınırları içerisindeki yeni etnik ve dini azınlıkların tüm insan haklarından yararlanmalarını temin etmek ve bu azınlıkları sosyal, kültürel ve dini farklılıklarını kucaklayacak şekilde topluma entegre etmekte başarılı olamamıştır. Üç nesil boyunca ve vatandaşlığın kazanılmasından uzun zaman sonra bile, milyonlarca etnik ve dini azınlık mensubu hayatın tüm alanlarında dışlanmakta ve ayrımcılıkla karşılaşmaktadır.

 

Avrupa’da sıklıkla ayrımcılığa maruz kalan topluluklardan biri Müslümanlardır. Müslümanlar, Avrupa’daki diğer dini azınlık gruplarında da görülebileceği gibi, sadece dini inanışlarından dolayı değil, etnik kökenleri ve onlara biçilen siyasi görüşler nedeniyle de ayrımcılığa uğrayabiliyor. Birbiriyle ilişkilenen bu gerekçelere dayalı yapılan ayrımcılık, din ve ifade özgürlüğüne müdahaleler, istihdam, mal ve hizmetlere eşit erişimin engellenmesi ve saldırılar dahil olmak üzere çeşitli biçimlerde görülüyor.

 

Son 10 yılda İspanya, Fransa, Belçika ve Hollanda’nın da aralarında olduğu birçok ülkede öğrencilerin okulda başörtüsü ya da kültürel ve dini kıyafetler giymesi yasaklanmış bulunuyor.

 

İşverenler, dini ya da kültürel sembollerin müşterilerle ya da diğer çalışanlarla ters düşeceği veya şirketin kurumsal imajı ya da “tarafsızlığı” ile uyuşmayacağı gerekçeleri ile ayrımcılık uyguluyor; başörtüsü gibi geleneksel kıyafetlerini kullanan Müslüman kadınlar işe kabul edilmiyor ve İslam ile ilişkilendirilen bir biçimde sakal bıraktıkları için Müslüman erkekler işten çıkarılabiliyor. Din ve inanç özgürlüğünün ana bileşenlerinden biri olan ibadet yerleri kurma hakkı bazı Avrupa ülkelerinde, bu hakkın korunması, yerine getirilmesi ve bu hakka saygı duyulması konusunda hükümetin öngördüğü zorunluluklara rağmen kısıtlanıyor.

Siyasi partiler ve kamu görevlileri bu önyargılara karşı çıkmak yerine genelde oy toplamak için bu önyargıları teşvik ediyor.

 

Uluslararası Af Örgütü 24 Nisan 2012 yılında yayımladığı Tercihler ve Önyargılar: Avrupa’da Yaşayan Müslümanlara Yönelik Ayrımcılık adlı rapor inanç temelli ayrımcılığın Müslümanların istihdam ve eğitim alanları da dahil olmak üzere hayatları üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor.

 

Avrupa’daki tüm bireylerin ayrımcılığa karşı etkin korumadan faydalanmalarını talep eden Uluslararası Af Örgütü Avrupa’daki hükümetlere ve Avrupa’daki kurumlara ayrımcılıkla mücadelede etkin mevzuatı hayata geçirerek ve etkin politikalar uygulayarak derhal Müslümanlara yönelik ayrımcılıkla mücadele etmeleri için çağrıda bulunuyor.