Kadına Yönelik Şiddeti Durdurun! Hemen Şimdi!

 

Biz bugün "Şiddete son" derken, dünyanın birçok yerinde kadınlar dövülüyor, hakarete ve tacize uğruyor, öldürülüyor. Dünyada birçok şey değişiyor, ama kadınlara yapılan fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet hiç değişmiyor.
 

Dünya genelinde hâlâ  her 3 kadından biri yaşamı boyunca şiddete maruz kalıyor.
 

Her üç kadından en az biri hâlâ hayatlarının bir noktasında şiddete maruz kalıyor, seks yapmaya zorlanıyor, farklı biçimlerde tacize uğruyor.
 

Kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70'i hâlâ erkek partnerleri tarafından öldürülüyor.
 

Bu oranlar yıllardır değişmiyor.
 

İklim değişikliği, ekonomik kriz, savaşlar hep kadınlara vuruyor.
 

Kadınlar niçin şiddete uğruyor?
 

İşte hiç değişmeyen gerekçeler:
 

Kadınlar hâlâ  yemeği yaktığı, eşine ya da sevgilisine karşılık verdiği, kendine harcama yaptığı ve cinsel ilişkiyi reddettiği için dövülüyor. Şiddet kadınlar için bu kadar sıradan gerekçelere sahip. Her bir gerekçe kadının temel insan haklarından mahrum kılındığını, sadece kadın olduğu için ezildiğini ve ayrımcılığa uğradığını gösteriyor
Birleşmiş Milletler, 1981'de 25 Kasım'ı kadına yönelik şiddete son günü ilan etmişti.

 

Hükümetler bir çok anlaşmaya imza atıyor.
 

Politikacılar kadınlara dönük şiddeti hep birlikte kınıyor.
 

Ancak bir insanlık utancı olarak erkeğin kadına şiddeti önlenmiyor.
 

Kadına yönelik şiddete son verilebilir. 
 

Şiddet, meşru ve kabul edilebilir olmaktan çıkarılmalıdır. Devletler ve hükümetler her bir kadını korumak, şiddete maruz kalmasını önlemekten sorumludur. Bu sorumluluk etkin olarak kullanıldığında, kadınların lehine gerçek reformlar yapılıp uygulandığında, erkekleri üstün gören anlayışa taviz verilmediğinde, hukuk ve adalet şiddete uğrayan kadınlardan yana olduğunda şiddeti önlenebilir olduğunu hep beraber göreceğiz.
 

Kadınlara yönelik şiddetin başlıca nedeninin erkek egemen bakış açısı ve ekonomik sorunlar olduğunu herkes biliyor. Gelir dağılımındaki adaletsizliğe, yoksulluğa, sosyal güvenlikten yoksunluk hem şiddeti hazırlamakta, var olan eşitsizliği beslemekte, hem de kadınların hayatını çekilmez kılmaktadır.
Kadınların sosyal politikalara ihtiyacı var. Devletler ve hükümetler alacakları her ekonomik kararda kadınları öncelikli olarak düşünmeli, çalışma hayatına katılmalarına dönük yatırım ve projeleri acilen gerçekleştirmelidir.

 

Kadına yönelik şiddet normal değildir, yasal değildir, kabul edilebilir değildir. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde bu utancın son bulması için çağrıda bulunuyoruz.
 

 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü için bir araya gelen bizler, dünyanın her yerinde farklı çeşitlerde şiddete maruz kadınlar için toplandık. “Alfabenin tüm harflerine kan bulaşmışsa, pekala aynı harfler bu kez acıya ortak olmak için bir araya gelebilir. Tüm bu harfler üstlerine bir daha kan bulaşmasın; buraya sığmayan liste daha da uzamasın dileğiyle toplandı.Şimdi artık hepsi dağıldı ve geriye sadece son olarak şunu söylemek isteyen harfler kaldı: Kadına yönelik her türlü şiddeti durdurun, hemen şimdi!”

 

Alicia Aristregui, İspanya - 2004, ayrıldığı kocası tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Bakira Hasecic, Bosna Hersek – 1992, askerler tarafından defalarca tecavüze uğradı.
Cheagh Rooteh, Irak – 1993, yabancı bir adamla konuştuğunu gören babası tarafından öldürüldü.
Çiğdem İnce, İzmir – 2003, evlilik dışı hamile kaldığı için ağabeyi tarafından öldürüldü.
Dilek İnce, İstanbul – 2008, transseksüel olduğu için öldürüldüğü iddia edildi. Arabasındayken ateş açılarak öldürüldü.
Emine Arslan, Sefaköy – 2008, sendikaya katıldığı için işten çıkarıldı.
Fatma Özüm, Antalya – 2006, Bir Novamed işçisi olarak eşit olmayan ve kötü çalışma koşullarına maruz kaldı.
Güldünya Tören, Bitlis – 2004, Teyzesinin damadının tecavüzüne uğrayarak hamile kalan ve kardeşleri tarafından, ailenin “namusunu” temizlemek için öldürüldü.
Hatun Sürücü, Almanya – 2005, zorla evlendirildiği akrabasından boşandıktan sonra bir “Alman” gibi yaşadığı için sokakta ağabeyi tarafından öldürüldü.
Ivy Blore, Kanada – 2004, aile içi şiddet kurbanı.
İmah, Endonezya -2010, 14 yaşında bir ev işçisi olarak çalışıyordu, sürekli psikolojik şiddete maruz kaldı.
Julie, Nikaragua – 2009, 13 yaşında babası tarafından sürekli cinsel taciz ve tecavüze uğradı.
Konstantina Kuneva, Yunanistan – 2008, göçmen işçi ve sendika lideri işinden evine giderken kezzap saldırısına uğradı.
Leticia Aguliar, Amerika – 2002, aile içi şiddet kurbanı
Maria Teresa Carlson, Filipinler – 2001, evliliği boyunca şiddete maruz kaldı. Sonunda 23. Kattan atlayarak intihar etti.
Natascha Kampusch, Avusturya – 1998, 10 yaşında kaçırılıp sekiz sene küçük bir mahsende tutuldu.
Pippa Bacca, Türkiye – 2008, tecavüze uğradı ve boğularak öldürüldü.
Rukhsana Naz, İngiltere – 1998, evlilik dışı hamile kaldığı için annesi ve abisi tarafından boğularak öldürüldü.
Sakine Aştianı, İran – 2010, taşlanarak ölüm cezasına mahkum edildi.
Şemse Allak, Mardin – 2002, namus adına recm edildi.
Tuğçe Anlaş, Adana – 2009, sevgilisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Ursula Allen, Amerika – 2002, aile içi şiddet kurbanı
Xiao Aiying, Çin – 2010, zorla kürtaj olması için 8 aylık hamileyken evinden dövülerek çıkarıldı.
Viviane, Demokratik Kongo Cumhuriyeti – 2010, defalarca tecavüze uğradı.
Zabar İkbal, Pakistan – 2010, kaçırıldıktan sonra tecavüze uğrayıp öldürüldü.

 

Etiketler: Kadına yönelik şiddete son , Kadına yönelik şiddet , Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücade