07 Haziran 2016 Salı


Muhammet ve Orhan'ın öldürülmesiyle ilgili gerçeklerin ortaya çıkarılması ve ailelerin adalete erişmeleri için desteğiniz gerekiyor.

 

Ağrı'nın Diyadin ilçesinde yaşayan 16 yaşındaki çocuk Muhammet Aydemir ve 19 yaşındaki genç Orhan Arslan yakın arkadaşlardı. Ailelerinin geçimlerine katkıda bulunmak için bir fırında çalışıyorlardı. 12 Ağustos 2015'de çalıştıkları fırının odun deposunda polis tarafından vurularak öldürüldüler. 

İmza kampanyamıza katılın, adalet talebinde bulunun!

 

"Acaba bağırdı mı, baba mı dedi, acaba anne mi dedi? O kadar acı bir şey ki, bir insanın cennetini onlar cehenneme çevirdiler."

- Mehmet Hanifi Aydemir, Muhammet'in babası  


O gece tam olarak ne olduğu bilinmiyor. Aileleri, Muhammet ve Orhan'ın o gece çalışmak üzere fırına gittiklerini ve fırını yakmak için odunları hazırladıklarını ifade ediyor. Saat 21.00 sularında PKK fırının birkaç yüz metre ötesindeki Diyadin Emniyet Müdürlüğü'ne saldırıyor ve polis ile PKK arasında çatışma yaşanıyor.

Fırının güvenlik kamerasının kayıtlarında Muhammet, Orhan ve Muhammet'in ağabeyinin saat 20.45'de fırının önüne geldikleri görülüyor. Saat 21.00'de üçü de fırının önünde telefonlarıyla oynuyor. PKK saldırısının gerçekleştiği anda üçü de farklı yönlere kaçıyor.
 

"[Gece] 11’e geliyordu benimle konuştu, benim yerim çok güzel çok rahat, ben odunları taşıyacağım, ben ve Orhan... Ben dedim orada güvenlidir."  

- Sevgül Aydemir, Muhammet'in annesi 


İki saat sonra Muhammet ve Orhan odun deposunda polis tarafından vurularak öldürüldü. Muhammet saat 23.00'den hemen önce annesiyle telefonda görüşerek Orhan ile birlikte odun deposunda olduğunu, odunları taşıyacaklarını ve güvende olduğunu söyledi. Aynı saatlerde odun deposunun yakınında yaşayan bir tanık evinin dışında üç zırhlı polis aracı gördü ve Muhammet ve Orhan'ı öldüren silah atışlarını duydu.

 

Yetkililer, kendilerine silah doğrultulduğunu ve kendilerini korumak için Muhammet ve Orhan'ı öldürdüklerini iddia ediyor. Aileler her ikisinin de silahsız olduğunu ve polis tarafından infaz edildiklerini ifade ediyor. 

 

"Biz bundan sonra istiyoruz ki bu acılar yaşanmasın. İstiyoruz ki adalet yerini bulsun. İstiyoruz ki bu zulmü yapanlar yakalanıp hak karşısında cezalarını bulsunlar."

- Şükrü Arslan, Orhan’ın babası

 

Delillerin toplanması ile ilgili usulsüzlükler, tanıklara yönelik kötü muamele ve gerçekleri ortaya çıkarmada somut adımların atılmaması soruşturmanın sorunlu bir şekilde ilerlediğine işaret ediyor.

Uluslararası Af Örgütü olarak Muhammet ve Orhan’ın öldürülmeleriyle ilgili tüm gerçeklerin açığa çıkarılması için her türlü adımın atılması, cezai soruşturmanın derhal, bağımsız ve tarafsız bir şekilde gerçekleştirilmesi, tüm sorumluların adalet önüne çıkarılması ve cezasızlık yaşanmamasını talep ediyoruz.



Vurulma Olayı

Muhammet ve Orhan yakın arkadaşlardı ve fırında kazandıkları günlük 10 TL ile ailelerinin geçimlerine katkıda bulunuyorlardı. Lise öğrencisi Muhammet Aydemir vurulmasından 10 gün önce fırında çalışmaya başlamıştı ve yaz tatili boyunca çalışmayı planlıyordu.

Aileleri Uluslararası Af Örgütü'ne, öldürüldükleri gece Muhammet ve Orhan'ın fırında çalıştıklarını ve fırın için odun hazırladıklarını söyledi. Aynı gece saat 21.00 sularında PKK fırının birkaç yüz metre ilerisindeki Diyadin Emniyet Müdürlüğü binasına saldırdı ve polisle çatıştı. Çatışma sonucu silahlı bir PKK üyesi öldürüldü.

Uluslararası Af Örgütü'nün izlediği kamera kayıtlarında Muhammet ve Orhan'ın aynı akşam saat 20.45'de fırının önüne geldikleri görülüyor. Saat 21.00'de görünüşe göre çalışmaya başlamayı bekleyen Muhammet ve Orhan'ın hala fırının önünde oldukları ve silahlı çatışmaların başladığı an bir anda kaçmaya başladıkları görülüyor.

Muhammet'in babası Mehmet Hanifi Aydemir Uluslararası Af Örgütü'ne, o gece silahlı çatışmanın başlamasının ardından Muhammet'in dışarıda çalıştığını bildiği ve endişelendiği için oğlunu üç kere aradığını söyledi. Muhammet'in, ailesine fırının karşısındaki odunlukta güvende olduğunu ve sokağa çıkmayacağını söylediğini ifade etti.

Yetkililer Uluslararası Af Örgütü ile Ağustos 2015'de gerçekleştirdikleri görüşmelerde Muhammet ve Orhan'ın öldürüldüğü olay yerinden bir veya daha fazla kez ateş edildiğini ve bu nedenle özel harekat timlerinin olay yerine geldiğini iddia etti. Yetkililer ayrıca olay yerine vardıklarında Orhan'ın kendilerine silah doğrulttuğunu iddia etti. Kamera kayıtları Muhammet ve Orhan'ın vurularak öldürüldüğü sokağın karşısında 20 metre uzaklıktaki odun deposunu göstermiyor.

Uluslararası Af Örgütü ile görüşen iki tanık da polislerin 23.00 sularında olay yerine geldiğini doğruladı. Tanıklar o sırada aynı sokakta odun deposunun hemen yakınında evlerinin dışında bulunuyordu. Polisin ateş ettiğini görmediklerini, önce birkaç metre ötedeki odun deposuna atılan bir ses bombası olduğunu düşündükleri bir patlamanın olduğunu ve hemen ardından otomatik silah veya silahlardan ateş edildiğini ifade etti. Uluslararası Af Örgütü anlatılanlarla tutarlı olan odun deposundaki kurşun deliklerini olaydan bir hafta sonra ziyaret ettiği olay yerinde inceledi.

Soruşturmadaki Usulsüzlükler

İki tanık Uluslararası Af Örgütü'ne olay gecesinde polislerin kendilerini ve o sırada kendileriyle birlikte olan bir oğullarını ve evde bulunan diğer iki oğullarını gözaltına alarak Diyadin Emniyet Müdürlüğü'ne götürdüklerini ve orada kötü muameleye uğradıklarını söyledi. PKK ile bağlantılı oldukları iddia edilerek sorgulandıklarını ve Emniyet Müdürlüğü'nün dışında ve gözaltında defalarca dövüldüklerini ifade ettiler.

Üç gün boyunca gözaltında tutuldular ve Uluslararası Af Örgütü'ne ilk 36 saat boyunca ters kelepçeli bir şekilde tutulduklarını söylediler. Polisin onlara İstiklal marşını okuttuğunu ve sözlerini hatırlayamadığı için 17 yaşındaki oğullarını dövdüğünü iddia ettiler. Mart 2016 itibarıyla bu beş kişiye yönelik "terör örgütüne destek vermek" suçundan başlatılan cezai soruşturma devam ediyordu. Tanıklar Uluslararası Af Örgütü'ne polis memurlarının kendilerine yönelik kötü muamelesi ile ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirtti.

Tanıkların gözaltına alınmayan aile üyelerinden biri Uluslararası Af Örgütü'ne polisin gece yarısından sonra olay yerine döndüğünü ve odunluktan bir şeyler taşıdıklarını gördüğünü söyledi. Savcı Uluslararası Af Örgütü ile gerçekleştirdiği görüşmede polisin kendisinin yokluğunda fakat talimatları doğrultusunda polisin olay yerinde delil topladığını doğruladı. Savcı ve belediye başkanı Uluslararası Af Örgütü'ne olay yerinde bir Glock marka silahın bulunduğunu söyledi.

Uluslararası Af Örgütü, yetkililerin Orhan Arslan'ın elinde olduğunu iddia ettikleri silahtan alınan balistik testlerin Muhammet ve Orhan’ın öldürülmelerinden dokuz ay sonra Mayıs 2016’da soruşturma dosyasına eklendiğini öğrendi. Test sonuçlarının silahın ateşlenip ateşlenmediğini ve üzerinde Muhammet ya da Orhan'ın parmak izlerinin olup olmadığını doğrulaması mümkündür, ancak soruşturma dosyasına uygulanan gizlilik kararı çerçevesinde test sonuçlarına ulaşılamamıştır.

 

ARKA PLAN

Muhammet Aydemir ve Orhan Arslan'ın özel harekat polisleri tarafından öldürülmeleri PKK'nın Diyadin'deki Emniyet Müdürlüğü binasına saldırısından yaklaşık iki saat sonra gerçekleşti. PKK ile devlet arasında 2013'den bu yana sürmekte olan kırılgan barış süreci Temmuz 2015'de sona erdi. Devlet güçleri Türkiye'deki ve kuzey Irak'taki PKK üslerine yönelik saldırılar başlatırken, PKK da polis ve ordu hedeflerine yönelik ölümcüler saldırılar düzenledi. Bu vaka 2015 yazından bu yana gerçekleşen olası yargısız infaz vakalarından biridir ve Ağustos-Eylül 2015 tarihleri arasında Ağrı ve Şırnak'ta gerçekleştirilen araştırmanın bir parçasıdır. 

 

Etiketler: Diyadin , Muhammet Aydemir , Orhan Arslan , Uluslararası Af Örgütü , Kampanya , Ağrı , Yargısız infaz