09 Mart 2017 Perşembe

Hepimiz insan hakları aktivisti olmalıyız!

 

Güney Afrika'da #ÜcretlerDüşmeli bayrağı altında erişilebilir kalitede eğitim isteyen üniversite öğrencileri, ya da Botsvana'da genç işsizliğine karşı protesto gösterileri yapan gençler, ya da Angola'da yolsuzluk, ekonomik ve sosyal dışlanmaya karşı duran gençler, veya Zimbabve'de yükselen yolsuzluk, yoksulluk ve eşitsizlik nedeniyle hükümeti sorumlu tuttukları için sokağa çıkan aktivistler olsun; bir tek şey açık. Afrika'nın güneyinde yaşayan gençler, hak ve özgürlüklerini talep etmek için ayağa kalkıyor ve seferber oluyorlar. 


2016 yılı boyunca, genelde sıradan insanların kendiliğinden eylemleri ile başlatılan özgürlük, sosyal ve ekonomik katılıma yönelik bu talepler, özellikle Afrika'nın güneyinde ve kıtanın bir bölümünde işsizlik, yoksulluk ve eşitsizliğin üçlü ağırlığını taşıyan gençler arasında viral bir hale geldi.


Ne var ki, bu taleplere verilen yanıt, çoğu kez, insanların görüşlerini özgürce ifade etme ve örgütlenme alanını kapatmaya çalışan yetkili makamlar tarafından ağır bir şekilde bastırıldı.


"Biz ve onlar" söylemi kullanan politikacılar sık sık bu protesto ve taleplerin ön planında yer alanları seçtiler, özgürlüklerini talep edenleri şeytanlaştırdılar, sosyal bölünmeler üzerine oynadılar ve korku iklimini teşvik ettiler.


Zimbabwe'de Başkan Robert Mugabe, #ThisFlag hareketinin önderi ve baş karakteri olan Evan Mawarire'nin yabancılar tarafından desteklenen gündemi dile getirdiğini ilan etti ve onu, yolsuzluğa, insan hakları ihlallerine ve bozulan ekonomiye karşı protestolara liderlik etmekteki rolü nedeniyle "bizim tarafımızda olmamakla" suçladı.


Güney Afrika'da, anayasa tarafından korunan eğitim hakları için protesto eden üniversite öğrencileri, çoğunlukla polisin aşırı derecede güç kullanımıyla karşılaştı. 20 Ekim'de Johannesburg'da bir öğrenci lideri, sırtından 13 kez plastik mermilerle vuruldu.


Botsvana'da aralarında Tlamelo Tsurupe'nin de bulunduğu gençlik eylemcileri, Parlamento önünde genç işsizliğine karşı gerçekleştirdikleri protestodan sonra polis tarafından ihlale varan güç kullanımıyla karşı karşıya kaldılar. O ve diğerleri polis tarafından dövüldü, gözaltına alındı ve "kamuya zarar vermek" ile suçlandılar.


Bölgenin diğer ülkelerinde de muhalefet vahşice bastırıldığı, polis ve güvenlik güçlerinin barışçıl protesto gösterilerine karşı aşırı güç kullanımı ve ifade özgürlüğüne yapılan saldılara dair geniş çapta örneklerle kanıtlandı. İnsan hakları savunucuları, gazeteciler ve siyasi muhalifler sıklıkla bu ve barışçı protesto hakkı ve muhalefet hakkı da dahil olmak üzere insan haklarını kullananlara yönelik diğer saldırıların odağıydı.


Bu, Uluslararası Af Örgütü'nün 22 Şubat'ta yayımlanan yıllık raporunda yer alan 159 ülke kaydının sadece özeti. Rapor gösteriyor ki insan hakları ve onun için ayağa kalkanlar bölgede ve dünya çapında saldırı altında.


Rapor 2016 yılında 22 ülkede, yerleşik ekonomik çıkarlara karşı meydan okuyanlar, azınlıkları ve küçük toplulukları savunanlar ya da kadın ve LGBTİ haklarının geleneksel engellerini zorlayanlar gibi insan hakları için barışçıl bir şekilde ayağa kalkan insanların öldürüldüğünü belgeliyor. Rapor, Güney Afrika, Zambiya ve Zimbabve gibi ülkelerde muhalif görüşlerin cezalandırılmasının, barışçıl protestolara ve ifade özgürlüğü hakkına yönelik siyasi motivasyonlu saldırıların artışta olduğu konusunda uyarıda bulunuyor.


Örgüt ayrıca, "2017, kaotik bir dünya sahnesindeki zayıflatılan insan hakları liderliğinin yokluğu nedeniyle devam eden krizlerin arttığını görecektir" uyarısında bulunuyor.


Bu kasvetli, distopik yola girmek zorunda değiliz. Karanlık zamanlarda, adalet için ayakta kalacak kişilerin bir fark yaratabileceğini hatırlamak önemlidir. Bölgede ve dünya çapında insan haklarındaki bu tehlikeli gerilemeyi geri çevirmek için sıradan insanların harekete geçmesi ihtiyacı hiç bu kadar acil olmamıştı.


İnsan hakları için mücadelede cephe hattı her yerde bulunur ve herkes bir insan hakları savunucusu olabilir. İnsan haklarına saygılı yeni bir gündeme geçmenin zamanı geldi. Afrika'da sivil toplum liderleri ve politikacılar, insan haklarını savunma mücadelesini yükseltme şansına sahiptirler.


Gerçekten, karanlıkta yaptığınız ilk şey bir mum yakmaktır. İnsan haklarına yönelik tehditlerle mücadele etmenin ilk adımı, onları savunmak için risk alan biriyle yan yana durmaktır.


2017'de aktivistleri cephe hattında savunmaya hazır olmalıyız. Özellikle yasalara meydan okuyanları, hükümetleri baskı altına alanları, ihlalleri ve istismarları ortaya çıkaran insan hakları savunucularını... Eğer sesleri duyulacak olursa, hepimizin desteğine ihtiyaçları olacak.


Baskıdan üretilen her duvar için, Hak ve özgürlüklere dayalı direniş yapıları inşa etmeliyiz, tuğla tuğla, insan hakları savunucularını tek seferde savunmak için ayağa kalkarak...


Daha geniş halk kitlesi, insan haklarını savunma sorumluluğuna sokulmazsa ve çeşitli tonlarında insan hakları ihlalleriyle yüzleşmek için aktivistlere katılmazsa, insan hakları savunucularının çabaları boşa olabilir.


Öfke, barış içinde iktidarda olan insanlarla yüzleşmek ve onları yurtiçi ve yurtdışında insan haklarına öncelik tanımak için sürmekte olan anlamlı dayanışma eylemlerine yönlendirilmelidir.


Dünya bu karanlık dönüşü yaparken umut tohumları bireyleri insan haklarını savunmak için seferber edecektir.


ABD'de medeni haklar, Güney Afrika'da anti-apartheid veya dünya çapında kadın hakları hareketi aktivisti olun, tarih bize karanlık zamanlarda bireylerin ayağa kalktıklarında bir fark yarattığını anlatıyor.


2017'yi tüm adaletsizlikleri kişisel olarak alabileceğimiz bir yıl yapalım. 

Deprose Muchena, Uluslararası Af Örgütü Afrika'nın Güneyi Bölgesel Direktörü

 

Etiketler: Uluslararası Af Örgütü , insan hakları , aktivizm , Afrika